Dogru insanlarla yapacaginiz derin sohbetlere paha biçilemez. Içimizde bekleyen ve söylenmek için çırpınan sarkiyi bulmak için sohbetin kilavuzluguna muhtacız. Bu sohbette sadece iki insan konusmaz, iki dudak üzerinden geçmisin büyük ruhlari da söz alir, söze karisir, fikir serdeder. Her dönemeçte debisini artıran bir ırmak gibi başka sesleri de içine alan bir sohbet giderek gümrahlasir. Sükût da söz alr iyi bir sohbette ve "sessizligin sesi" dile gelir. Yüzler, gözler, gözyaşları ve gülücükler konuşur. Gerçek benliğimizi dürüstçe ortaya serdigimiz böyle bir konusma bize dönüsme ve kendimizi aşabilme imkân verir.
Insanlarla iliskimizde ölçüden uzagiz. Aile hayatinda, ticarette, hayatin çogu alaninda bir çizgimiz yok. Bu yüzden bir kisiye iyi bir davranisla sonsuz guven duyuyor, bir hatasin gördügümüzde ise yıkılabiliyoruz. Oysa bu çok yanlistir. Bir binanin temelini yıkan şey ile penceresini kiran, kiremitini düsüren sey aynı değildir. Peygamberler dışında her insan hata işleyebilir. Mesele kendimizi ve herkesi arti ve eksi yönleriyle beraber değerlendirebilmektir. Nitekim Peygamber Efendimiz [sav], Hazret-i Alỉye şöyle der: "Öncekilerin ne dedigini biliyor musun? Sevdiğini dostunu ölçülü sev. Çünkü bir gün gelir o dostun düşmanın olabilir. Düsmanina da ölçülü bugz et. Çünkü düsmanin bir gün olur da dostun olabilir." (Tirmizi).