hacer

Aç kalın. Michelangelo'ya, Picasso'ya yararı olmuştur; ve âşık oldukları için değil (belki bu da biraz rol oynamış olabilir), ama sofraya ekmek koyabilmek için resim yapan daha yüz bin ressama da yararı olmuştur. Dünyayı tercüme etmek istiyorsanız, iştahınızı kullanmanız gerekir. Bu sizi şaşırtıyor mu? Şaşıtmasın. Açlık kadar insani olan bir şey yoktur. Kabul, yetenek olmadan yaratıcılık olmaz, ama yetenek ucuzdur. Yetenek yalvara yalvara gelir. Açlık sanatın pistonudur.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsan, yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması, bir ayrı sızı uyandırırmış. Bunu yazan şair ne kadar haklıymış!
Sen kurşunla vurulanları hiç işitmedin mi, be hemşireceğim? Bazıları, vurulduklarının farkında bile olmazlar; üç beş adım koşarlar, kaçıp, kurtuluyoruz sanırlar. Yara sıcakken acımaz, hemşireceğim. Hele bir kere soğumaya başlasın.
Aşk, bir inanç eylemidir ve çehresi daima gizemle örtülmelidir. Yaşanan her an sonuna kadar hissedilmeli; çünkü çözümlemeye ve anlamaya uğraştığımız saniye büyüsü kayboluyor. ...aşkın talep ettiği adımları atmaya çekinir ve ondan her şeyi açıklamasını beklersek hiçbir şeye ulaşamaz hale geliriz.
Savaşların ilk kurbanı insanlık onurudur. Hapse atılışınız, önceden de söylediğim gibi, Fransız Askeri Teşkilatı'nın gücünü vurgulayacak, dikkatleri savaş meydanlarında canlarını kaybeden binlerce gençten başka tarafa çekmeye yarayacaktı. Barış zamanında kimse böyle saçmalıkları kanıt olarak kabul etmezdi. Savaş zamanındaysa aynı iddialar, mahkemenin sizi ertesi gün hapse atması için yetiyor.