Ez pîr bûme
Ez pir bûme. Di derxika canê min de bîst û pênc Buhar bişkivine. Qurma bedena min bîst û pênc Zivistan dîtine. Bi sedan ba û bahosan ew hejandine, bê hejmar berf û baran tê re çûne. Pora sipî zû ket nav pora min. Serê min mîna berqên zivistanê bû her dem. Stêrkek nema ku li ezmana min nav lê ne kir. Zahf havînên kelandî min dîtin ku Simbil șewitandin. Ez pîr bûme Hew dikarim rojan jiber bikim ango bişopînim. Weke saeta destê min de diherike dem. Pîştî vê saetê Ez dizanim ku ewê zûtir bê. Her dema diçe zû bûna çûbûna wê du qet dibe. Hezaran mirov ketin nava vî heyatî. Evîn, heval, dost, rêheval zahf kes têde derbas bûn. Her roja ku diçe zêdetir û girantir dibe. Xem nîne, li gor mezinbûnîya çîya xwedê berfa wê dide. Ez Pîr bûme Weke doh nikarim baz bidim. Nikarim bikevim dikan û qinikan. Nikarim bikenim weke berê. Stêrkên ku min nas dikir nayên bîra min,
-Askıda Sevgi- (en uzun şiirim)
Bence en kısa zamanda askıda sevgi uygulaması başlatmalıyız. Ekmekten sudan çok ihtiyacı var insanın sevmeye, sevilmeye. Çünkü sevgisizliğin insanı götürdüğü son durak askıda kalmak, asılı kalmak ve bir taburenin yere düşmesiyle birlikte asılmış olmak sevgi eksikliğinden. Polisler ikna etmeye çalışmalı. -Dur, yapma! +Neden? -Sevilme ihtimalin kalmayacak da ondan. +Hhh. Çivisi çıkmış bir tablo gibi benim sevgim. Aynı boşluğa farklı çivi soksan ne yazar. Yine yere düşüp parçalanacak kalbim. Bir dolabın üstüne koymalı, bir koltuğun altına sıkıştırmalı hatta belki de Sabahattin Ali'nin dediği gibi: "Her şeyi, her şeyi bilhassa ruhumu hiç bulunmayacak yerlere saklamalı." Çünkü hassas kalpler için bir cehennemdir dünya ölene dek içinden çıkılamayan. -Peki ya tablo çok değerliyse? Belki de onu gerçekten anlayacak ziyaretçisine denk gelmemiştir. Bilirsin ki zaman geçtikçe değerlenir bazı şeyler. Tarihi eserler de böyledir. Pratik hayatta belki kullanımı yoktur fakat bir birikmişlik taşır kendisiyle birlikte. İnsanlara asla göremeyecekleri yüzleri, gülüşleri, hisleri aksettirir üzerindeki tozlarla, çizgilerle. +Evet ziyaretçi! Günde onlarca yüz gelip geçer önünden. Her detayını inceler fakat yüreğim çıplak kalmış gibi utanır bu göz hapisliğinden. Örtülüp saklanmak ister onu anlamayan ellerden. Ona, onun eksik kalmış parçası gerek onlarca çift gözden. O gözler değdiğinde gözlerine, açılır değerli madenlerle dolu mağaranın kapısı birden. Ve bir taraf zengin olduğunu görürken madden, değeri anlaşılan da zengin olmuştur manen. Hem sorarım size; Neden sevilmez insan, çölde kalan bir yudum su gibi uzatırken sevgisini karşısındakine hakikaten? Neden hep incelik kırılır en sağlam tellerinden? Neden anlayışlı olmak el üstünde tutulmaz bunca gürültü arasında sıkışıp kalmışken? Neden
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Namaz
����LExifMM*���i>��JFIF���ICC_PROFILE�0mntrRGB XYZ �acsp���- desc�$rXYZgXYZ(bXYZ<wtptPrTRCd(gTRCd(bTRCd(cprt�<mluc enUSsRGBXYZ o�8��XYZ b����XYZ $����XYZ ���-paraff� Y� [mluc enUS Google Inc.
Ạhhh yürek sızım... Yüreğimin ağır yükü. Yol'umun dik yokusu, Yaslandığım dağ'ım, Ahhh benim kara bahtım...
AŞK... Altı üstü üç harf, Biz aldık onu seninle sevgili, Her bir harfine derin anlamlar kattık, A hhh çektik, Ş ekil değiştirdik, K endimizden geçtik, Ateşe düşmüşse yüreğimiz, Bize de yanmak düşer...