bazı geceler seni düşündüğümde,
bir yağmur sesinde seni aradım.
su gibi akan günler, nasıl olur da
ara sıra,
ben camdan bakarken
bir kitabı okurken
ve sen benden oldukça uzakta
her şeyden habersiz
böylesine yalnız, böylesine muhtaç
nasıl olur da özlemine hasret
bana böyle hissettirebilirdi
Ey hemşehriler! Niçin uyanıp bu sefalet tozundan silkinmeye uğraşmıyorsunuz? Kabahat herkesten çok kendinizde… Siz, sizi bu cehalet ve geriliğe bağlayan fikirlere destek ve taraftarsınız. Cidden fikirlerinizi aydınlatmaya uğraşanlara sövüp onların iyi, yeni, besleyici, güzel telkinlerini adeta cinayet sayıyorsunuz. Onlar, sizin cahilce kınamalarınızdan korkmasalar, lanetlemelerinizden çekinmeseler, kaç zamandır artık kangrene dönmüş, çürüyüp kokmaya başlamış bu derin gerilik yarasının kaynağını size pek büyük bir açlıkla gösterecekler.
minnet -of ne fena kelime, şunun bir tatlı Türkçesi olmalı- minnet benim, bu saatte onun için ölmemi lüzumlu kılsa ve bu şarap beni öldürse, ister ağır ağır, ister birdenbire ölmeliyim.
Aşk soyun sürdürülmesi için tabiatın insanlara musallat ettiği şiddetli bir duygudur. Bu duygunun dine, kanuna uymayan bir yoldan doyurulması erkekler için neredeyse bir aşk zaferi, kadınlar içinse bağışlanmaz bir yüz karasıdır. Meselenin tarafsızca derinine inilirse bu hükümde erkeklerin büyük bir haksızlığı görülür. Bu haksızlık Doğu’da Batı’dan daha büyük bir ölçekte hüküm sürüyor. Evli, bekar her erkeğin şehvetli heveslerini yatıştırmak için göze aldığı çılgınlıklar, uçarılıklar, yasaya aykırı sevgiler, vicdansızlıkla işlenen suçlar hep eğlence adı altında adeta mubah sayılabilecek birer tarzda kabul görüyor. Ayıplamak değil, bu hale şaşırmak bile kimsenin aklına gelmiyor. Kadınları sevda konusunda en ufak bir hevese uymaları suçların en büyüğü sayılıyor. Bu meselede üstünlük tersine yani kadınlarda olaydı, dünyada fuhuşhane adı işitilmez, bütün insanlık rahat ederdi…
Bu tiyatrolar, dramlar, komediler, sinemalar, sessiz ve sesli hep bu oyunlar, tabiatın bir köşesinden, hayatın o tür olaylarından kopya olunmuş birer parça değil midir?