Momo dan geriye kalan...
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:45
Bazı kitaplar vardır, okurken güzel vakit geçirirsiniz; bazı kitaplar ise bittiğinde sizi uzun süre bırakmaz. Momo benim için ikinci türden bir kitap oldu. İlk bakışta bir çocuk kitabı gibi görünse de satırlarının arasında insanın zamanı, hayatı ve kendisiyle olan ilişkisine dair çok derin düşünceler barındırıyor. Hikâye boyunca insanın en değerli hazinesinin ne olduğu sorusu farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Kitabı bitirdiğimde ise geriye sadece bir hikâye değil, uzun uzun düşünmek istediğim sorular kaldı. Okurken en çok dikkatimi çeken şey, insanların zamanla değişmesiydi. Her şeyin daha hızlı, daha düzenli ve daha verimli olması gerektiğine inandıkça aslında hayatın en değerli taraflarından uzaklaşmaya başlamaları beni derinden etkiledi. Çünkü bu durum bana yalnızca kitabı değil, içinde yaşadığımız dünyayı da hatırlattı. Bugün etrafımıza baktığımızda her şeyin hız üzerine kurulduğunu görüyoruz. Daha hızlı çalışmak, daha hızlı öğrenmek, daha hızlı tüketmek, daha hızlı yaşamak... Sanki durmak, düşünmek ya da sadece bir anın içinde kalmak gereksizmiş gibi. İnsanlar sürekli zamandan tasarruf etmeye çalışıyor ama nedense hiç kimsenin zamanı yok. Günlerimiz dolu geçiyor fakat çoğu zaman içimiz aynı doluluğu hissetmiyor. Belki de bu yüzden Momo beni bu kadar etkiledi. Çünkü kitap boyunca hissettiğim şey yalnızca bir karakterin hikâyesi değildi; modern insanın hikâyesiydi. Sürekli meşgul olan, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan, fakat bütün bu koşuşturmanın içinde kendisinden yavaş yavaş uzaklaşan insanın hikâyesi... Ben hayal kurmayı seven biriyim. Bir kitabın sayfalarında kaybolmayı, bir hikâyenin üzerine uzun uzun düşünmeyi, bazen de yalnızca zihnimde yeni dünyalar kurmayı seviyorum. Bu yüzden insanların hayal kurmayı küçümsemesine ya da gereksiz görmesine hep
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma
Ülker Abla
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:41
Ülker Abla – Seray Şahiner Bazı kitaplar olaylarıyla değil, anlattığı hayatlarla etkiler. Ülker Abla da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Ülker’in çocukluğundan başlayıp hastane köşelerinde geçen yıllarına kadar uzanan hikâyesi insanın içini burkuyor. Yoksulluk, yalnızlık, sevgisizlik ve çaresizlik içinde geçen bir ömür… Okurken sık sık “Bir insan bu kadar yükü nasıl taşır?” diye düşündüm. Kitapta en çok etkilendiğim şey, Ülker’in yaşadıklarının aslında hiç de uzak bir hikâye olmamasıydı. Hastanelerde, bakım evlerinde, unutulmuş odalarda böyle hayatlar gerçekten var. Çoğu zaman görmediğimiz, görsek bile hikâyesini bilmediğimiz insanların yaşamlarına tanıklık ediyoruz. Yalnız final konusunda biraz farklı hissettim. Ülker’in eşine dönmesini elbette istemezdim ama hayatının geri kalanını sonsuza kadar hastanede geçirmesi içimde buruk bir his bıraktı. En azından askerdeki oğlundan bir haber almasını, onunla bir kez olsun görüşebilmesini isterdim. Bu eksiklik kitabı benim için daha da hüzünlü kıldı. Seray Şahiner, yine toplumun kıyısında kalmış bir karakteri büyük bir gerçeklikle anlatmış. Ülker’e üzülüyorsunuz, öfkeleniyorsunuz, bazen çaresiz hissediyorsunuz ama en çok da onu unutamıyorsunuz. “Bazı insanların hikâyesi mutlu sonla bitmez; yine de anlatılmayı hak eder.” Ülker Abla, bittiğinde içinizde uzun süre kalacak, sessiz ama etkili bir roman.
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,425 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·248 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 09:30
Selamlar, sıradaki kitabımız gelsin efenim. ~ Şermin Yaşar'ın bu kitabını iki günde soluksuz, hem büyük bir merakla hem de hiç bitmesini istemeyerek okudum. ~ Meltem'in kimsesizliği ile Selime Teyze'nin yalnızlığı üzerinden, kalabalıklar içinde bile hissettiğimiz o derin "yalnızlık" ve "kimsesizlik" kavramlarını sorgularken buldum kendimi. ~Kitabın inanılmaz akıcı, doğal ve adeta zihinden akan dilinden etkilenirken, yoğun empati duygusuyla yer yer gözyaşlarımı tutamadım. ~ Kitabın adı ile hikayede yer alan o küçük bulmaca detayı arasındaki bağ, okuyucuya çok tatlı bir keşif anı bırakıyor. Günümüz dünyasının en büyük problemi olan ‘yalnızlığı’ ele alan bu eseri tüm yetişkinlere tavsiye eder keyifli okumalar dilerim. #ŞerminYaşar #AltıHarfliBirTatlı #SerminYasar #KitapÖnerisi #KitapTavsiyesi
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
8/10
·304 syf.··
2026 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 17:29
itabın içerisinde içimizdeki çocuğun hikayesini dinleyecegiz. Hiç çocukluğumuzu keşfederek ona “merhaba” dememiz, onunla yeniden tanışarak iç Anne-Baba’yla ilişkilerini düzeltmemizi nasıl iyileştirebileceğinizi inceleyeceğiz. Kitabımızın asıl konusu aile içi ilişkilerin çocuğun yetişmesini nasıl etkilediğidir. Tabiki Doğan hocamız Türkiye de doğup büyüdüğü için eğitimini de Türkiye de tamamladığı için tamamen Türk kültürüne hakim olmasıyla da tamamen bizlerden örnekler ve bizim içimizden yaşantılarla kitabımızı yazmıştır. Okurken içimizdeki anne-baba ile içimizdeki çocuğun iletişiminin farkına varıp onların arasındaki uyumun bizim hayatımızı olumlu yönde ne kadar değiştirebileceğimizi bize göstermektedir. Ben severek okudum siz değerli takipçilerime de tavsiyemdir keyifli okumalar dilerim.
İçimizdeki ÇocukDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202410,3bin okunma
Yaşamak
Puan vermedi·210 syf.··
2026 7. kitabı
"Bu kitaba başlarken Fugui’ye o kadar sinir oldum ki... Karısına davranışları, kumarbazlığı, her şeyini kaybedişi... Kumar bittiğinde içimden 'İyi oldu' bile dedim. Askere gitti, orada acılar çekti ama hiç üzülmedim. Hele parası yok diye gidip kızını satmaya kalktığında adama dair tüm empatim bitti. Karısının o bir kez bile sitem etmeyen, isyan etmeyen hali bana çok gerçek dışı geldi. Asıl öfkem küçük oğluna olan sevgisizliğindeydi. Belki o dönem için, o coğrafya için bu yaşananlar normal görülebilir; ama ben o çocuğun babasından nasıl korktuğunu gördüm. Adamın zenginken, paralıyken karısına nasıl davrandığını da gördüm. Herkes bu kitabı farklı anlayabilir, 'mücadele dolu bir hayat' diyebilir. Evet, bir mücadele var ama eğer bu adam en başında karısını tokatlamasaydı, hovardalık yapıp insanları küçümsemeseydi onun o mücadelesinin önünde saygıyla dururdum. Yani sorun yokluk ya da dönem değildi, sorun tamamen adamın kendisiydi. Adamda sevgi ve çaba yoktu. Oğlu öldüğünde adama ilk kez üzüldüm; evet hatalıydı ama bedeli bu kadar ağır olmamalıydı. Ama en çok o çocuğa yandı içim. Keşke gitmeden önce biraz sevgi görseydi. Ölümün ne zaman geleceği belli değil, çocuk kalbi kırık gitti. Sonra kızlarını evlendirirken 'Kusuru var, topal da olsa alan çıksın' mantığıyla bakmaları beni deli etti. Kız açlıktan ölse bu bakış kadar acı çekmezdi. Fugui milleti cahil görüyordu ama asıl cahil kendisiydi. Hayatındaki herkesin ölümüne çaresizce şahit oldu. Bence ona verilen ceza buydu: Zamanında o kadar kalbi incitti, insanları sevgisiz bıraktı ki, gidenlerin yokluğu onun en büyük hapishanesi oldu. Kitabın adı Yaşamak ama içi yaşanmamışlıklarla dolu. Hani bir dert geldi mi üst üste gelir ya, tam öyle bir kitap!
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,6bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:44
Je t'aimais, je t'aime, je t'aimerai. Seni sevdim, seviyorum ve seveceğim. Anne ve babasını bir yangında kaybeden Bonlivre'in kalmaya başladığı yurtta birkaç gün sonra müdür değişir. Müdürün değişmesiyle beraber tüm çocukların hayatı çekilmez bir hal almaya başlar. Herkesin kişisel eşyasına el konulur, yemekleri kısılır, soğukta uyurlar. Bonlivre, yazar olan anne ve babasının ona bıraktığı defteri itinayla yeni müdür Xavier'den saklarken müdür sonunda deftere de el koyar. Tüm çocukların mutsuzluğu yurtta yerleşik bir hayat yaşamaya başlamak üzereyken Bonlivre, akşamları hikayeler anlatmaya başlar. Ve bu umudun yeşermesi demektir. Elbet yasaktır. 🪾 Bu esnada şehirde yazarlar kaybolmaktadır. Kahramanımız ailesinin ölümüyle bu kayıplar arasında bağ olduğunu düşünür ve sonra olaylar gelişir. Yazar macera dolu bu kitabı anlatırken sakinliğini korumuş. Kitabı bitirirken bunu düşündüm. "Ne kadar sakin, koşturmacadan uzak, güzelce yerleştirmiş olayları," dedim kendime. Bu kısmı ayrıca sevdim. Dostluk, yuvaya dönme, pes etmemek, her şeye rağmen cesur olmak, dayanışma temaları kitabın tamamına işlemiş. Çevirisi sayesinde de bir çırpıda okunuyor kitap. Çevirmenin dile hakimiyeti sayesinde kitaptan hiç kopmuyorsunuz. Bu iyi çevirinin sahibi de @asli.konac
Bastien Bonlivre'in Şaşırtıcı HikâyesiClare Povey · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254 okunma