Puan vermedi·176 syf.··
2026 70. kitabı
Bir itirafla açayım: Eğer Cusk okumaya bu kitabıyla başlamış olsaydım, başka bir kitabını okumak için itici bir güç hissetmezdim sanırım. Cusk’ın somurtkan İngiliz göğünün altından kaçıp ailesiyle üç aylığına İtalya’ya yerleşmesinin hikâyesi bu. Yolculuk, göçmenlik, bir yere ait olmaya çalışırken yaşadığı küçük sürtüşmeler, kültürlerin görünmez kuralları, sanat ve gündelik hayatın altındaki güç ilişkileri… Gözlem gücü her zamanki gibi hayranlık verici. Bir sofradaki gerilimi birkaç cümlede yakalayabiliyor. Ama alıştığım o damıtılmış düşünce akışı yok bu kitapta. Ne söylemek istediğini biliyor ama henüz onu en kısa, en etkili ve en kaçınılmaz biçimde söylemeyi öğrenmemiş gibi. Cusk’ın sonraki metinlerinde gereksiz olan her şey ayıklanmıştır sanki. Hatta bazen eksiltir. Boşluklar bırakır. Cümleler, anekdotlar ve karşılaşmalar tam olması gereken yerde durur. Bana kalırsa bu kitap, Cusk’ın tüm yazdıklarını okuduktan sonra dönüp gelmek için. Yazı atölyesine sessizce girip oluşum hâlindeki Rachel Cusk’ı izlemek için. Sevdiğimiz yazarların vardıkları yer kadar, oraya hangi yollardan geçerek ulaştıklarını görmek de sevdaya dahil.
Son Akşam YemeğiRachel Cusk · Yapı Kredi Yayınları · 202526 okunma
Hiçlik Yolcusu
4/10
·127 syf.··
2026 234. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:27
İnsanı ontolojik yönüyle irdelerken kalkış noktasına hiçlik makamını yerleştiren metin, günlük hayatın sıradan ama özünde çok yönlü kelimelerine yeni bir bakış sunuyor. Kelimeden düşünceye, düşünceden hiçliğe varan bir süreç vaadediyor. Genel anlamda tekrara düşmesi metnin ana fikrine gölge düşürüyor. Şöyle böyle bir kitap.
Hiç YolcusuReyhan Gazel · Ebabil Yayıncılık · 20136 okunma
Reklam
Puan vermedi·517 syf.··
2026 1. kitabı
Kitabın sonunda kafamda tekrarlanan tek düşünce: Martin de bilseydi sonunun böyle olacağını o kadar mücadele eder miydi? Ne içindi bu mücadele? Aşk, para, şöhret… Hiçbiri! Bir hiçlik içindi tüm değişim.
Alıntı
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
9/10
·204 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:18
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Filibeli Ahmet Hilmi'nin ( 1865-1915), A'mak-ı Hayal adlı romanı hakkında bilgi vermeye çalışacağım. Türk edebiyatının ilk felsefi ve gerçeküstü romanı kabul edilen bu eser, 1910 yılında yayımlanmıştır. Eser, doğu-batı felsefesi, yunan mitolojisi, islam tasavvufu, uzakdoğu inançlarının harmanlanarak yazıldığı bir eseridir. Eserin konusuna gelecek olursak; ​eser, iki ana bölümden oluşur. Romanın başkişisi Raci, iyi bir eğitim almış, ancak aldığı batılı-pozitivist eğitim ile geleneksel inançları arasında sıkışıp kalmış, büyük bir fikri ve ruhi bunalım yaşayan genç bir memurdur. Raci, içine düştüğü bu varoluşsal krizden kurtulmak için bir gün bir mezarlıkta Aynalı Baba adında bir dervişle karşılaşır. Aynalı Baba, kulübesinde yaşayan, her tarafı aynalarla kaplı, ney üfleyen, garip ama bilge bir adamdır. Aynalı Baba Raci'ye kahve ikram eder ve ney üfler. Raci, bu ezgiler eşliğinde her gün derin bir uykuya/vecd haline dalarak hayal aleminin derinliklerine fantastik ve sembolik yolculuklar yapar. Raci bu seyahatlerinde hedefine ulaşmak için Buda’yla Hiçlik Zirvesi’ne, Yunan tanrılarının bulunduğu Olimpos Dağı’na, Hürmüz ile Ehrimen’in savaş meydanına, Simurg’un sırtında Merih gezegenine, Kaf Dağı’na ve daha birçok yere gider. Raci hakikatin peşinde nice âlemde, boyut ve mekânda dolaşırken biz okurlara Ahmet Hilmi’nin Doğu ve Batı felsefesi, tasavvuf, mitoloji, dinler tarihi üzerine kurduğu bu gerçeküstü romanı izlemek düşüyor. Kitap muhteşem bir kurguyla yazılmış, muhtemelen batıda yazılan bir eser olsaydı kült eserler içinde yer alırdı. Bu kitabı okuyup iyice anlamak için biraz mitoloji, felsefe ve tasavvuf bilgisine sahip olmak şart. Bazen biz de Raci gibi çıkmaza girip hakikati sorguluyoruz ve bunu yaparken sadece akıl ve mantık ile
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,4bin okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2026 250. kitabı
Necip Fazıl Kısakürek, modern Türk şiirinin ve mistisizminin en güçlü, en ödünsüz ve sarsıcı kalemlerinden biri olarak, tüm şiir serüvenini, ruh dünyasını ve entelektüel çilesini bu anıt eserde bir araya getiriyor. *Çile*, şairin sadece şiirlerini topladığı bir kitap değil; aynı zamanda varoluşun, mutlak hakikatin, ölümün, yalnızlığın ve yaratıcının peşinde bir ömür boyu süren o devasa ruhsal azabın poetik bir belgesidir. Kitap; "Allah", "İnsan", "Ölüm", "Şehir", "Hece" gibi felsefi ve tematik bölümlere ayrılarak, insanın bu dünyadaki gurbetini ve içsel çalkantılarını muazzam bir akustik ve matematiksel kusursuzlukla işler. Necip Fazıl, kelimeleri adeta birer kor ateş gibi kullanarak, insanın karanlık dehlizlerinden mistik bir aydınlığa uzanan o sancılı yolu betimler. Şiirlerinde madde ile mana, akıl ile kalp, sonsuzluk ile hiçlik arasındaki o amansız kavga, Türkçenin en asil ve en sert tonlarıyla yankılanır. Kitabın sonunda yer alan "Poetika" bölümü ise, onun şiir hakkındaki derin teorik görüşlerini ortaya koyarak eseri zirveye taşır. *Çile*; sıradan bir şiir seçkisi olmanın çok ötesinde, entelektüel ve manevi bir buhranın içinden doğmuş, okurun zihnini ve kalbini adeta bir fırtına gibi sarsan, Türk edebiyatının en görkemli ve zamansız mistik başyapıtlarından biridir.
ÇileNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202325,2bin okunma
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma
Reklam
Reklam