Berkay Ates Yilmaz profil resmi
Müzisyen, davulcu
Denizci,
Dokuz eylül üniversitesi
İstanbul
İstanbul
18 okur puanı
26 Haz 2018 tarihinde katıldı.
  • Berkay Ates Yilmaz paylaştı.
    Eğer kişi insanların mutluluk, sevgi, sevinç olarak tanımladıkları şeylerin tamamıyla yanlış temeller üzerine inşa edilmiş varsayımlar olduğunu keşfederse yüreğinde derin bir boşluk bulur.
  • Berkay Ates Yilmaz paylaştı.
    Sen bir romandan daha fazlasısın benim için...
  • Berkay Ates Yilmaz paylaştı.
    144 syf.
    ·5 günde·7/10
    İncelemeye başlamadan önce sevgili yazarımıza hediyesi için teşekkür etmek istiyorum. Keyifle okuyup bitirdiğim bir kitap oldu. Aslında kısa sürede bitirilebilecek bir eser olmasına rağmen ben her şeyi anlayabilmek adına yavaş yavaş okumayı tercih ettim.

    Kitapta olumlu ve olumsuz eleştiri yapabileceğim çokça alan var dilerseniz başlayalım.

    Öncelikle bir incelemenin olmazsa olmazı “DİL”

    Günümüz yazarlarında gördüğüm o zorlama cümlelerin hiçbiri bu kitapta yok. Kullanılan dil oldukça samimi. Yazar kendi cümlelerini beğendirmek için yırtınmamış (özellikle günümüzde aşk romanı yazan kişilerin aksine). Akıcı, okunması kolay ancak elbette devrik cümlelerde mevcut. Ben pek haz etmiyorum bu cümlelerden ancak rahatsız da etmiyor.

    İkinci Konu ise “Şizofreni”
    Kitabımızda görsel halüsinasyonlar yaşayan şizofrenik belirtiler gösteren bir karakter var. Her ne kadar şizofrenide “görsel halüsinasyon” nadir görülse de kitabın heycanının kaynağını da bu oluşturuyor. İşleniş ve anlatımı beğendim ancak beni rahatsız eden bazı yerler de oldu. Özellikle şu cümle “… onun bir şizofrenisiymişim gibi ….” Bu kelimeler belki daha hassas kullanılmalıydı (Çünkü yanlış bir kullanım). “Şizofrenisi” olamazsın ancak “halüsinasyon” olabilir.

    Bunun dışında kendi bilgilerimi bir kenara itip okumaya başlayınca daha keyifli hale geldi. Çünkü yazar hafife alınmayacak bir konu seçmiş üstesinden de gelmeye çalışmış.

    “CİNSELLİK”, “CİNSEL YÖNELİM”

    Kitabımızda bunlara da yer verilmiş. Cinsellikle ilgili olan bölümler boldu ancak yine kitapta bulunan küfürler ve argo kelimeler gibi rahatsız edici değildi. Bunların yanında Eş cinselliğe değinilmiş. Okumaya çok alışkın olmadığımız konulara yer verdiği için yazarı ayrıca takdir etmek gerek.

    ÖZETLE

    Kitaba güzel bir heycan hakim. Cümleler kaliteli ve özgün. Standartların üstünde olduğunu da eklemek gerek. Kütüphanenizin güzel bir yerinde durmayı hak ediyor.
    Keyifli okumalar dilerim.
  • Berkay Ates Yilmaz paylaştı.
    144 syf.
    ·2 günde·7/10
    Öncelikle şahsıma hediye etmiş olduğu Kaybolan Düşler Senfonisi adlı eserin yazarı olan İbrahim Yusuf Pala arkadaşıma teşekkür ediyorum. Bu eserden hariç iki adet şiir kitabı daha da varmış. Allah yolunu açık etsin. Genç bir yazar olarak Türk edebiyatı adına nice güzel eserler vermesi en büyük temennimdir. İncelememi karakter sehvenliği yüzünden tekrar revize ettim.

    Eseri iki günde okudum ve bitirdim. Genel olarak bakarsak ana karakterin Ramazan Salti adlı kişi olduğunu görüyoruz. Salti psikolojik bir hastalığa yakalanmıştır. İlk sayfalarda Doktor Nova ile muayene seanslarında yapılan görüşmeler, paranoid şizofreni olduğunu gösteriyor. Psikolojik romanları hep sevmişimdir, tabii gerilim ve korku olması benim için daha bir artıdır. Ama bu eserin ise klasik bir edebiyat dalında olduğunu görüyoruz. Ayrıca hikâye sınırına yaklaşan bir tablo gibi görünse de nihai anlamda roman türü olduğu apaçıktır.
    Kurgu ise hikâye içinde hikâye gibi kendini gösteriyor. Yazar bir farkındalık yaratmak istemiş galiba. Bölümlerdeki olayları birbirine bağlarken de yine psikolojik durumlarla karşılaşıyoruz. Benim gördüğüm kadarıyla Bay Şair, hasta Salti'nin kafasında uydurduğu bir karakter. Ve bu karakter üzerinden Meltem Mira'ya olan saplantılı aşkını tespit ediyorum. Benim sezinlediklerim bu.


    Eser başlarda Nova ve Ramazan Salti arasında geçen bir doktor-hasta diyaloğu olarak geçiyor. Sonraki 5 bölüm ise Bay Şair ve diğer karakterler arasında oluşuyor. Özellikle Bay Şair'in zihninde oluşturduğu bir karakter var ki, onunla ara sıra konuşuyor. Bir sohbette aniden devreye girip Bay Şair'i yönlendiriyor. Bu hayali kişi ise Teoman'dır. Nasıl ki Tutunamayanlar'da Turgut Özben'in hayali kahramanı Olric'i gördüysek, burada da Teoman'ı görüyoruz. Başarıya gelirsek zayıf olduğu kanısındayım. Argo kelimelerin yoğunluğu ve tam kurguya kendimizi kaptırmışken Teoman'ın Bay Şair ile uzun süreli takışmaları, ister istemez bir kopukluğa neden oluyor. Dediğim gibi argolar güzeldi, espri faktörünü açığa çıkarması açısından gayet faydalıydı ama biraz fazla gibi geldi bana. Güzel ve hoş gördüğüm ise, sonlara doğru kurgunun içinde ayrı bir sevimlilikte olan Yüksel ve kardeşinin hikâyesi ve Bay Şair'in karakterliliğinin bununla bütünleşmesi eserin ve kurgunun canlanması açısından iyi bir fikir olmuş. Yazarımızın ilk eseri olmasına rağmen düzgün bir yolda ilerlediğini söyleyebilirim.

    Son olarak esasında yazarımız şiiri daha çok seviyor galiba. İki şiir kitabı da bunu doğruluyor. Ama Sevgili İbrahim'e söylemek isterim ki, Meryem karakteri üzerinden yazılan şiir derlemelerini romanın içine serpiştirmesinin dozunu iyi ayarlamış. Eğer ki biraz daha fazla haşır neşir olunsaydı eserimiz bir faciaya dönüşebilirdi. Bir de esere verilen ismin güzel ve farklı olduğunu belirtmek isterim. Kendisine her daim başarılar dilerim.
  • Berkay Ates Yilmaz paylaştı.
    144 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Çok farklı duygular içerisinde olduğum bir kitap. Hayatımda ilk defa bir yazar bana kitap yolluyor, okuyayım diye. Çok şaşkın okudum. Sadece şaşkınlığım bununla sınırlı da değil. Benim gibi kitap canavarı, adeta kitap yiyen insan tam 1 ay boyunca kitaplara elini sürmedi, adeta koklamadım bile. Et yemeyen Yamyam gibiyim. (Ne güzel de benzettim yav)
    Yazarın kitabı da garip. Burada aslında olumsuz değilim. İlk defa bir Türk yazardan böyle garip konulu bir kitap okuyorum. Aşk ve Psikoloji. Bir ara kendimi kaybettim zor toparladım desem yeridir.
    Bir diğer aklıma takılan da ‘Meltem’ konusu var ki Meltem yengemiz diyorum. Herhangi bir araştırma yapmadan söylüyorum bunu. Valla adamı ne hallere sokmuşsun yenge, ayıp ya. Bir Türkler olarak ‘Trip’ konusunda o kadar ileriyiz ki şuan olmayan varlığa trip atıyor olabilirim.
    Salti, Meryem Yengemiz ve Madam Nova arasında gidip geldim. Aradaki şizofrenik karakterler de beni etkiledi ama ben bu üçlü arasından uçtum gittim. Hatta bunlar da hayal ürünü olabilir. Tam bilemiyorum dedim ya ilk defa okuyorum ve ne diyeceğim konusunda şuan adeta BOŞ kaldım.
    Bir de yazarımıza fırça atacağım. (Bak bak özgüvene bak) Daha iyisini yazabilirdi. Evet. Bu kötü mü peki, hayır. Tabi bunu yazan daha iyisini yazabilirdi. Diğer kitaba da çağrım yani mutlaka yaz. Tabi bu sefer karakterler kimdir nedir biraz daha aydınlanırsak da iyi olur. Finaldeki sahneyi okuyunca Polisiye de yakışır abimize dedim o da ayrı.
    Aslında daha yazacağım çok şey varda bu haftasonu girdiğimiz sınavlar da malumdur, halen mindere atlayan zeka engelli kardeşimizi düşünüyorum. Düzgünce inmek varken. Neyse anladınız siz beni, bol keyifli ve mutlu akşamlar diliyorum. Eh, tahmin edersiniz ki geri döndüm. 1 aylık yokluğumda da okuma listesinde sadece 12 kişinin beni geçmesini de bu sınavlara bağlıyorum, yeniden listede yerimi alacağım. Bol keyifli ve mutlu akşamlar diliyorum. Kitapla kalın efendiler..
  • Berkay Ates Yilmaz paylaştı.
    144 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Not:Öncelikle kitabı hediye olarak gönderdiği için yazarı İbrahim Yusuf Pala'ya teşekkür ederim.


    Kitaba gelince... Kitap insanda merak uyandırıyor. Bu yüzden kitabı bir çırpıda bitirdim. Kitabımızın kahramanı Bay Şair gibi gözükse de aslında şizofreni hastası olan Ramazan Salti. Kitabın konusuna gelince Bay Şairin kafasında kurup yaşattığı kişilerle birlikte kitap yazma serüvenini anlatıyor. Kitapta şizofreni konusu işlenmiş. Kişinin kafasında yarattığı kişinin kendi kararlarını vermesi gibi oldukça farklı bir konu ele alınmış. Ayrıca bolca cinselliğe yer verilmiş. Kitapta sürekli küfürlü konuşmalar olmasına rağmen insanı rahatsız etmiyor. Yani cinsellik hem de küfür gerektiği gibi insanları rahatsız etmeyecek bir şekilde ustaca kullanılmış. Kitapta çok fazla yabancı kelime yok. Gayet anlaşılır ve akıcı bir dille yazılmış ve insanı sıkmıyor. Hikayede zaman kavramı pek yok. Hikaye kurgusunu beğendim. Yazarımızı da gayet başarılı buldum. Kitapseverlere tavsiye edebilirim.
  • Berkay Ates Yilmaz paylaştı.
    "Geçmiş özür kabul etmez." dedi Teoman.
    Haklıydı. Geçmiş, özür kabul etmez. Anımsadıklarım, yaşanmışlıklar; bunları düşünerek zaman kaybetmemeliydim. Bunların hepsi koca bir pişmanlık olabilirdi. Belki de şimdiki olgunluğumu oluşturmak için bir basamak olan tecrübeler. Ne fark eder ki? Neysem oyum.
  • Berkay Ates Yilmaz paylaştı.
    Karanlık ne diyor?
Müzisyen, davulcu
Denizci,
Dokuz eylül üniversitesi
İstanbul
İstanbul
18 okur puanı
26 Haz 2018 tarihinde katıldı.

Okuduğu kitaplar 44 kitap

  • Fedailerin Kalesi Alamut
  • Bütün Öyküleri
  • Aylak Adam
  • Canım Aliye, Ruhum Filiz
  • Bütün Şiirleri
  • Sonrası Kalır 1
  • Bütün Şiirleri
  • Bir Gün Tek Başına
  • Zar Adam'ın Peşinde
  • Zar Adam

Okuyacağı kitaplar 1 kitap

  • Bülbülü Öldürmek

Kütüphanesindekiler 45 kitap

  • Fedailerin Kalesi Alamut
  • Bütün Öyküleri
  • Aylak Adam
  • Canım Aliye, Ruhum Filiz
  • Bütün Şiirleri
  • Sonrası Kalır 1
  • Bütün Şiirleri
  • Bir Gün Tek Başına
  • Zar Adam'ın Peşinde
  • Zar Adam

Beğendiği kitaplar 45 kitap

  • Fedailerin Kalesi Alamut
  • Bütün Öyküleri
  • Aylak Adam
  • Canım Aliye, Ruhum Filiz
  • Bütün Şiirleri
  • Sonrası Kalır 1
  • Bütün Şiirleri
  • Bir Gün Tek Başına
  • Zar Adam'ın Peşinde
  • Zar Adam

Beğendiği yazarlar 1 kitap

  • İbrahim Yusuf Pala