"içimde, kusurlu, hatalı olacaksam eğer çığlık atarak kaçıp gitmemi isteyen bir şeytan var. öyle iyiyim ki mükemmel olmalıyım diye düşünmemi istiyor. aksi takdirde hiçbir şey olmasam da olur. bense, tam aksine, bir şeyim: yorulan, utangaçlığıyla savaşması gereken, insanlarla kolayca yüzleşmeyi birçoğundan daha zor bulan biriyim. "
"korkuyorum. sert değilim ama için boş. gözlerimin ardında uyuşuk, kötürüm bir oyuk, bir cehennem çukuru, taklitçi bir hiçlik varmış gibi hissediyorum. "
"işte o zaman, çoğu kez bir özlem duyuyorum ve şöyle haykırıyorum: "keşke bu hislerimi anlatabilseydim! içimde çağlayıp taşan bu canlılığa bir kağıtta can verebilseydim! ruhun sonsuz, yüce varlığın aynası olduğu gibi, kağıt da ruhumun aynası olabilseydi…” fakat dostum, çırpınmak bir işe yaramıyor. içimdeki bu hislerin ağırlığı beni yıkıyor. "
"bazen bana öyle geliyor ki tüm dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. hissediyorum... ama anlatamıyorum... bunun ne kadar büyük bir şey olduğunu biliyorum ama konuştuğumda bir bebeğin ıngaları gibi sesler çıkıyor ağzımdan. duygu ve duyarlıkları, okuyan veya dinleyenlerin içinde benzer duygu ve duyarlıklar oluşturacak şekilde sözle ya da yazıyla ifade edilmiş konuşmalara dönüştürmek büyük bir görev. "