Ö.

Kimileri, “Ama gerçekte bir şey yapmadığın hâlde neden suçluluk hissediyorsun?” diye sorabilir. Eylemler gerçek olmasa da hisler ve dürtüler gerçektir. Anneme bunu gerçekten yapsaydım, suçluluğum tarifsiz olurdu. Eğer sadece öfkeyle kalırsam, kendimden bir parçamı koparmış olurum. Gerçek ve sağlıklı bir suçluluk duygusundan koptuğumuzda, insanlığımızdan, sevgimizden de koparız. Suçluluk bize, “Seviyorum ve insanım,” der. Suçluluk, “Seni seviyorum ve kendimi seviyorum,” der. Suçluluk, “Sana zarar verdim ve ikimiz de insanız, bu yüzden üzgünüm,” der. Suçluluk, canını yaktığımız insanla yakın kalacak kadar dürüst ve cesur olduğumuzu gösterir. Yakınlık uğruna suçluluğun acısına katlanabiliriz.
Sayfa 181·Kitabı okudu
Mert isimli okura yanıt verildi
Ö.
Evet değil mi? Bu vesileyle kitabı tavsiye ederim. Bir kaç seans terapiye bedel :)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

Ö.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·688 syf.·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 13:43
·
2026 13. kitabı
John Fowles
8.3/10 · 2.736 okunma
Simeranya isimli okura yanıt verildi
Ö.
Ah evet, ama bir cesaret geldi, siz okumuştunuz galiba
''Gerçekten de huzuru ve huzur içinde olan her şeyi seviyorum.''
Sayfa 22 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Ö.
Bu kitabın sevdiğim yanı😍
10/10
·534 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 11:17
Gecenin Sonuna Yolculuk, okurunu bir anlatının içine yerleştirmekten çok, onu kendi zihninin alışık olmadığı bölgelerine doğru sessizce sürükleyen bir metindir; çünkü Céline, dünyayı açıklamakla değil, dünyanın insanda bıraktığı tortuyu görünür kılmakla ilgilenir ve Bardamu’nun sesiyle kurulan bu anlatı, zamanla bir karakteri izleme deneyiminden çıkıp, okurun kendisiyle arasındaki mesafeyi daraltan bir iç konuşmaya dönüşür. Roman boyunca savaş, sömürge, şehirler, hastaneler ve insanlar birbirini izlerken okur bir yolculuğun aşamalarını değil, aynı yorgunluğun farklı yüzlerini görür; mekân değişir ama insanın korkusu, çıkarcılığı ve uyum sağlama yeteneği neredeyse hiç değişmez. Bu tekrar hissi, romanın biçimsel bir dağınıklığı değil, insanlık hâlinin kendi iç tutarsızlığına duyulan bir sadakat gibidir. Céline’in okura herhangi bir ahlaki zemin sunmaması da bu yüzden şaşırtıcı değildir; Bardamu ne haklıdır ne de haksız, yalnızca olan biteni kaydeder ve bu kayıtsızlık, okuru yargı dağıtan bir konumdan mahrum bırakarak rahatsız edici bir açıklıkla baş başa bırakır. Dilin parçalı, kesik ve yer yer saldırgan oluşu da bu açıklığın doğal uzantısıdır; düzgün cümleler kurmaya izin vermeyen bir dünyada, dil ancak tökezleyerek ilerleyebilir ve okur, bu dilin içinde anlamdan çok dayanma gücünü sınar. Bu dayanıklılık sınavının merkezinde Bardamu vardır; bir kahraman ya da anti-kahraman olmaktan ziyade, insanın kendisiyle baş başa kaldığında takındığı savunmasız hâli temsil eden Bardamu, ne cesareti yüceltir ne de korkusunu gizler, çünkü her ikisinin de insanı temize çıkarmadığına sezgisel olarak inanır. Onun nihilizmi yüksek sesle ilan edilen bir düşünce değil, tekrar tekrar boşa çıkan anlam denemelerinin ardından geriye kalan yorgunluktur ve bu yorgunluk, savaş sahnelerinde
1000Kitap
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
Ö.
Ne güzel bir inceleme olmuş 👏🏻