İlginç bir kitap aslında, özellikle Türkiye’nin yeni yılları, kurulan yeni sistemin dil ve yaratılan kaynaklar üzerinden işlenişi. Yazansa temelde ajanlık yapmak zorunda bırakılmış yarı Yahudi bir Avusturyalı. Bir yandan onun kişisel hikayesini torunu üzerinden takip ederken, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşına girmemesinin nazik politikasını Nazilerin gözünden izliyoruz.. Bir yandan da yeni Türkiye’nin bir panoramasını yine sözde “yabancı” bir torun ve gazetecilik üzerinden görüyoruz. Her iki anlamda da raporlanan bir Türkiye var, ve buna paralel kişisel hayatlarının İstanbul’daki yaşantılarına izdüşümleri. Yine de ne hissedeceğimi bilemedim, çünkü biraz parçalı bir yapı olmuş ve her şeyden biraz konuşan ama sesi gür çıkmayan bir kitap.
Güneş DilMatthias Göritz · Yitik Ülke Yayınları · 20233 okunma
Zaferlerden ve büyük vizyonlardan çok, savaşın acılarından, siperlerden, çamurdan ve açlıktan bahsediliyor. Ve hepsi ne uğruna? İnsan, özgürce yaşamak ve çalışmak, çocuklarını büyütmek ve eğer akıllı davranırlarsa, onların medeniyetimizin imkanlarına uygun bir gelecek sunmak istiyor. Karşı tarafta, beni öldürmek için makineli tüfeğini bana doğrultan adam da aşağı yukarı aynı şeyi istemiyor mu? 
Zoraki sevgi, sevgi değildir. Zoraki sevgi, yalnızca herhangi samimi bir iletişimin olmadığı, aslında var olmayan bir sıcaklık ve samimiyet taklidinin yapıldığı, kini hatta nefreti maskelemek üzere yaratılmış yapmacık bir şefkat ifadesinden ibaret "sahte" bir ilişkiye yol açar. Asla gerçek bir karşılaşmaya yol açamaz.