Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Madem böyle karakterler yazabiliyordun bana Gölge ve Kemik üçlemesinde niye işkence ettin Bardugo? Karakterler o kadar iyiydi ki diyaloglarını okumaya bayıldım. Gölge ve Kemik üçlemesini okurken orda evreni sevdiğimi söylemiştim burda o evrenin iyi karakterlerle birleşmiş halini görmek benim için çok daha keyifli bir deneyim oldu.
Kitaba girebilmem başta biraz zaman aldı ama bunu da söylemem lazım. Bardugo'nun anlatım tarzı çok doğrudan ve şu an ne oluyor, bu karakterler ne yapıyor derken buluyorum kendimi bazen... Daha sonrasında hikâye açılmaya başladı ve karakterle birleşince çok sürükleyici bir hâle geldi.
Dünya kurgusu gerçekten başarılıydı. Bunu zaten Gölge ve Kemik üçlemesi için de söylemiştim. Orda karakterler ve her şeyin bir anda olması sıkıntısı vardı. Karakterler kısmı bu kitapta gerçekten çok iyi gelişmiş olsa da her şeyin bir anda olma kısmı hâlâ bazı yerlerde kendini gösteriyor. Gölge ve Kemik üçlemesini genel olarak sevmemiştim ve bu kitabı okuyabilmek için ona çok da ihtiyacım yokmuş onu da görmüş oldum. Üçlemeyi okumasam da bence bu kitabı anlardım...
Karakterler kitabın en güçlü kısmıydı bence. Inej’i neredeyse ilk bölümünden itibaren aşırı sevdim. Kaz Brekker için de bir şey dememe gerek yok sanırım anlaşılıyordur... Manipülatif, zeki ve sürekli birkaç adım sonrasını düşünen biri olması aşırı iyiydi. Kaz gerçekten başka bir seviye.
Çoklu pov kitaplarda bazen bazı karakterlerin bölümleri sıkıcı gelir ama burada hiç öyle olmadı. Jesper’ın enerjisi, Nina’nın tavırları, mankafa Matthias'ı okumak bile keyifliydi. Hepsi gerçekten çok iyiydi.
Ekip dinamiğini okumak da aşırı keyifliydi. Olaylar bazı yerlerde benim için aşırı sürükleyiciydi evet ama tam da burda kitabın benim için 10/10 olamama sebebi var. Bazı aksiyon sahnelerinde karakterlerin tam
Matthias’ın şaşkın bakışları arasında Nina bir zafer çığlığı attı. Kaz’a baktığında gözlerine inanamadı. “Azizler aşkına, Kaz, gerçekten mutlu görünüyorsun sen.”
“Saçmalama,” diye tersledi ama görünen köy kılavuz istemezdi. Kaz Brekker aptal aptal sırıtıyordu.
"Buz Sarayı, hatırladın mı? İmkânsız görev? Postu deldirmek? Ketterdam’da seni bekleyen üç milyon kruge?”
Kaz gözlerini kırpıştırdı, bakışları berraklaştı “Dört milyon.”
“Bunun seni kendine getireceğini biliyordum.”