Zamana ihtiyacımız yok, şimdiden sonsuzluğun içindeyiz
“saatlerini çatılardan fırlatarak zaman dışı sonsuzluğu seçenler ve sonraki on yıl boyunca her gün çalar saat sesine uyananlar,”
İnsanlara iyilik yaptıklarında duyduğumuz sevgi, hata işlediklerinde duyduğumuz nefrete kıyasla öyle küçük ki, en kolayı hiçbir şey yapmamak, hiçbir şey söylememek, hiç kimseyi sevmemek oluyor.
Düşüncenin doğasında iletilmek vardır: yazılmak, konuşulmak, gerçekleştirilmek. Düşünce çimen gibidir. Işığı arar, kalabalıkları sever, melezlenmek için can atar, üzerine basıldıkça daha iyi büyür.
Annemiz bize “cıs” dediğinde elimizi yakmamızı, ya da, daha beteri, elektriğe çarpılıp ölmememizi sağlamaya çalışıyor. Herkesin bir bildiği var aslında. Zaten bizim de yasaklanmışın, memnunun peşinden koşup durmamız da bu yüzden: Çaresizce, acınacak bir ısrarcılıkla “bir bildiği olanlardan” biri olmaya çalışıyoruz.