Askerlikten anlayan biri düşman askerine savaşmadan baş eğdirir, düşman kentini saldırmadan ele geçirir, düşman devletini oyalanmadan devirir. Mutlaka mükemmel bir zafer peşinde koşar. Bu nedenle ordu zayiat vermez ve tam bir başarı olur. İşte bu taktik saldırı yöntemidir.
Bu nedenle askerlikte kural on katıysan kuşat, beş katıysan saldır, bir katıysan dağıt, denksen hakkından gelebil, azsan çekilebil, zayıfsan kapışmaktan kaçındır. O nedenle zayıf bir ordu bilinçsizce direnirse güçlü bir düşmanın tutsağı olur.
Çok sakin ve az konuşan bir adam olan üvey babam bana karşı iyiydi, annem, sanki bilmediği bir haksızlığın kefaretini ödermişçesine, bütün isteklerimi karşılamaya hazır görünüyordu, genç insanlar bana yaklaşmaya çalışıyorlardı, fakat ben onların hepsini tutkulu bir direnişle geri çeviriyordum. Senden uzaktayken mutlu, halimden memnun yaşamak istemiyordum, kendi kendimi acılardan ve yalnızlıktan oluşma, karanlık bir dünyaya gömmüştüm. Bana aldıkları yeni ve renkli giysileri giymiyordum, konserlere, tiyatrolara gitmeyi veya neşeli gruplarla yapılan gezilere katılmayı reddediyordum. Neredeyse sokağa bile çıkmıyordum: İki yıl yaşadığım o küçük şehirde on sokağı bile tanımadığıma inanabilir misin sevgilim?
Fakat sen gelmedin. Kimse gelmedi. O öğlenden sonrasında sen herhalde çıkmıştın ve Johann da alışverişe gitmişti; o yüzden ben de, gümbürdeyen kulaklarımın içinde ölü zil sesiyle ve el yordamıyla, kendi darmadağın olmuş, boşaltılmış evimize geri döndüm ve bitkin bir halde ekose desenli bir battaniyenin üstüne yığıldım, dört adımda, sanki saatlerce, derin kara bata çıka yürümüş gibi yorulmuştum. Fakat bu bitkinliğin altında, seni görme, beni zorla koparıp götürmelerinden önce seninle konuşma kararlılığı hâlâ bir kor gibi sıcak ve canlıydı. Sana yemin ederim ki, bunun içinde şehveti çağrıştıran bir düşünce yoktu, senden başka hiçbir şey düşünmediğim için bu konuda hâlâ bilgisizdim: Yalnızca seni görmekti istediğim, bir defa daha görmek, sana sarılmaktı. Sonra, sevgilim, bütün gece, bütün o korkunç ve uzun gece boyunca seni bekledim.
Sadece yalnızlık çeken çocuklar tutkularını bütünüyle, dağılmaksızın koruyabilirler, ötekiler, duygularını başkalarıyla beraberlik atmosferinde gevezeliklerle harcarlar, yakınlıklarla köreltirler, aşk hakkında çok şey okumuşlardır, duymuşlardır ve aşkın ortak bir kader olduğunu bilirler. Onunla bir oyuncakmışçasına oynarlar, tıpkı ilk sigaralarını içen erkek çocukları gibi, onunla böbürlenirler.