Bir gün yurtta geç uyanmıştım. Kahvaltı saatini kaçırmıştım.
Belki çok küçük bir şeydi ama o an anlamsızca ağlamaya başladım. Çünkü mesele kahvaltı değildi… Başka bir şehirde olmak, yalnızlık, üniversite, her şeyi tek başına taşımaya çalışmak beni psikolojik olarak çok yormuştu.
Her defasında her şeyi bırakıp kaçmak istiyordum. “Ben burada yaşayamam” diye düşünüyordum. O gün direkt Diyarbakır’a dönmek için bilet bakmıştım.
Ama hayat bazen insanın en kırıldığı yerden filizleniyor.
Şimdi bunları öğretmen masamdan yazıyorum. Karşımda bana gülümseyerek bakan öğrencilerim var. Aylardan mayıs… Pencereden rüzgarın ve kuşların sesi geliyor.
Daha hikâyem bitmedi biliyorum.
Ama hayat bana şunu öğretti:
Her zorlukla birlikte mutlaka bir kolaylık vardır.