Hilal Ay

Düşünüyorum, öyleyse varım
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
Septisizmi sonuna kadar götüren Descartes düşünen ben'inin dışında herşeyin doğruluğu ve gerçekliğinden şüphe edip sorgulamaktadır. Günümüz açısından yorumlayacak olursak, çağ insanının genelinin kendilerine dayatılmış doğrulara bir kez bile şüphe etmeden körü körüne bağlanması, sorgulamayı hakaret bulmasına bağlı olarak oldukça doğru ve yaygınlaşması gereken bir yöntem olduğunu düşünüyorum. "Kesin olan birşey var, Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek. Şüphe etmek düşünmektir, Düşünmekse var olmaktır Öyleyse var olduğum şüphesizdir. Düşünüyorum, o halde varım. İlk bilgim bu sağlam bilgidir. Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim. Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir."
Felsefe
Yöntem Üzerine KonuşmaRené Descartes · Say Yayınları · 20153,571 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
4/10
·68 syf.··
2019 5. kitabı
Stefan zweig'in betimlemeleri güzel de olsa bu denli bir kendinden vazgeçme halini doğru bulmuyorum. Her insan kendi hayatının yuceliginin farkina varmalidir. Benliğini kazanıp özgürlüğünü eline almalıdır. Tabi ki aşık da olmalıdır ama karşısındakine bağımlı değil 'bağlı' olacak şekilde. Hayatını başka bir insana zincirleyip acilar içinde geçirmek, onsuz bir hiç olduguna inanmak bence sadece ruhuna yazık etmektir ve bu derecesi muhtemelen bilinçaltı sebepli tedavi gerektiren bir durumdur
İlişkiler
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma
Aşk(!)
8/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
Neden hep fiziksel ve zihinsel olarak kendimizin tam zıttı birine aşık oluruz? Schoupenhaur son derece darwinist bir yaklaşımla (ki darwinizmden önce basılmış bir kitaptır) ; yüzyıllarca şairlere, tiyatroculara, şarkıcılara ekmek çıkarmış bu aşk duygusunun aslında bireysel bir seçim değil, insan ırkının sürdürülebilmesi adına içgüdüsel bir eğilim oldugunu söylüyor. Kişinin karşı cinsten kendinde olmayan ozellikleri barindiran birini seçip onunla birbirini tamamlamasi-notrlemesi ve sağlanan bu uyumla olusabilecek en ideal çocuğu dünyaya getirmeyi engellenemez ve 'aşktan gözü kör' bir istekle görev edinmesi tum varligina hukmediyor. Tabi güdüsel görev yerine getirildikten sonra pembe bulutlar yok oluyor ve ciftlerin arasindaki birbirini tamamlama hali 'yanılsaması' katlanilamaz bir uyumsuzluk sorunu olarak su yüzüne çıkıyor. Türün devamlılığı icin bilincsizce yapilan secim zaman icinde bireysel mutlulukla çelişiyor. İnsan beyni bireysel mutlulugu değil türün devamlılığını baskin hale getirecek ve bize bunun kendi secimimiz oldugunu dusundurucek mukemmel bir mekanizma olarak evrildiginden bilincalti ve id'imizde dolaşan tilkilerden hiç haberimiz olmuyor.
Felsefe
Aşkın MetafiziğiArthur Schopenhauer · Bordo Siyah Yayınları · 201216,8bin okunma