Benim küçücük, serseri ve kırılgan ruhum, bedenimin misafiri ve yoldaşı, nereye gideceksin şimdi? Hangi loş, sert, çorak yerlere gideceksin? Artık şakalar yapamayacaksın.
Düşündüklerimiz ya da inandıklarımız nesneleri görüşümüzü etkiler. İnsanların Cehennem’in gerçekten var olduğuna inandıkları ortaçağda ateşin bugünkünden çok değişik bir anlamı vardı kuşkusuz. Gene de onlardaki bu cehennem kavramı -yanıkların verdiği acıdan olduğu ölçüde- ateşi her şeyi yutan, kül eden bir şey olarak görmelerinden doğmuştur.
İçinde tükendiğimiz cehennemi sistemli biçimde örgütlüyorlar, düşünmemizi engellemek için bize aptalca gösteriler sunuyorlar, duyarlılığımızı barbarlaştıran ve idrak gücümüzün sonunda yok olup gideceği gösteriler; hiçbir şatafattan kaçınmayarak ve kendi manyaklıklarına yön vererek, bu oyunu kutsayacaklar.