Peki, bu adına "el iyisi" de denebilecek adamların hakikati ne? Evdeki kaba adam mı gerçek; yoksa dışarıdaki, eş dostun pek sevdiği adam mı gerçek? Yahut herkese karşı anlayışlı anlayışlı, yumuşak kadın ne oluyor da evde bizi anlamıyor? Etrafta bu kadar çok yalancı var mı sahiden, yoksa ikisi de gerçek mi? Öyle ya, çok geniş bir kümeden bahsediyoruz. Herkes mi hoyrat?
Romantik ilişkinin en mühim varoluş amacı yakınlıktır ki bu da kendisini samimiyetle gösterir. Asıl olan; "Samimiyet ile sınır ihlal etme, sınır tanımama arasındaki sınırsızlık nasıl engellenir?" sorusudur.
Kimlik kendini korumak istiyor. Öbürüyle hemhal olurken korkuya kapılıyor. Varlığını ve bütünlüğünü kaybetmekle ilgili daha tekinsiz hissediyor. Karşıdakiyle çekişiyor. Neticesinde de marazımız artıyor. Çok acıklıdır bu. Bizi bir araya getiren şey ile bizi birbirimizden ayıran şey sıklıkla aynıdır.
Kişinin yaşamı, uzaklıklar ile yakınlıklar arası yürür: kişi, ne yaparsa yapsın hep ya bir şeylere, birilerine yaklaşıyor, ya da bir şeylerden, birilerinden uzaklaşıyordur. Hiçbir zaman, bir yerde, birileriyle birlikte duruyor değil: hep yürüyor..