artbutcute

7/10
·72 syf.··
2021 13. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2021 14:24
Perkins'in Kadınlar Ülkesi'ni okumuştum ve çok beğenmiştim. Ona güvenerek bu kısa hikâye kitabını aldım. Korku türünü sevmem, Lovecraft bile beni hayal kırıklığına uğratmıştı ama nedense bu kitaptan korkacağımı falan düşündüm. Çünkü yazar ön sözünde de bu kitabı neden yazdığını açıklamak zorunda kalmış ve delirin diye yazmadım demiş. İşte tüm bunlardan dolayı daha az korkayım diye şezlonguma uzandım ve okumaya başladım. Germedi, korkutmadı bu açıdan tatmin olamadım ama psikolojik olarak değerlendireceğim. Bir de düşünmedim değil; acaba o dönemde insanlar daha hassas ve okudukları ufak bir şeyden bile delirmeye mi yatkındı yoksa biz dakikada 40 vahşet haberi okuya okuya çoktan delirdik de bunlar vız gelip tırs mı gidiyor? Bilemedim. Kitapta 4 öykü var. 4 öyküde de kadın teması hâkim. Gilman feminist bir yazar. İlk öykü Sarı Duvar Kağıdı. En çok bu hikâyeden kendime yakın alıntılar buldum. Bir akıl hastasını anlatıyor. Karakterin çevresinde onu çok seven ve iyileşsin diye üzerine titreyen ailesi var ancak maalesef bazen sevgi bile iyileştirmiyor. İnsan bir kez anlaşılmadığını hissetti mi vay haline! Aşık olduğu adamın yanında bile kendini yalnız hisseder. İkinci öykü Ben Cadıyken. Toplumun iğrençliğinden yakınan ve hepsini cezalandırmak isteyen bir karakter var. Cezalandırıyor da. Çok iyi eleştiriler var. Fakat ne yazık, kaç yıl geçmiş değişen bir şey yok. Üçüncü öykü Büyük Morsalkım. Çok klişe bir hikâye ama altında yine toplumun saçma ahlak normları yüzünden cezalandırılmış bir kadının hikâyesi yatıyor. Bu eleştiriler olmasa okumaya devam etmezdim. Hikâyenin kurgusu eleştiri hatta direkt. Son öykü Sallanan Sandalye. Ya dedim şimdi yazar burada ne anlatmış ne şimdi bu. Düşündüm, biraz da güneşte yanmışım gölgeye doğru taşındım. Sonra aklıma Jakuzi grubunun Şüphe klibi
Edebiyat
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,782 okunma
Reklam
7/10
·59 syf.··
2021 11. kitabı
2-3 yıl önce Bozcaada'dan dönerken yolda okumuştum. Dışarı bakıyorum yol akıyor, önüme bakıyorum kitap akıyor, bir ara durdum dedim, ben ne okuyorum. Arabanın camından hızla akıp geçen manzara gibi bir kitap, diye düşünmüştüm. Her neyse, bilinç akışı şeklinde yazılan kitapları çok seviyorum bana kendi savrukluğumu ve beynimin içini hatırlatıyor. Çizimle uğraşan biri olarak da kitap içindeki çizimlere dalıp gitmiştim. Sevdiğim güzel alıntılar da oldu hatırlıyorum, ama o zamanlar kitapları çizmezdim kim bilir hangi sayfanın neresinde kaldı o sevdiğim alıntılar... Eve döndüğümde filminin de olduğunu öğrendim, açtım onu da izledim. O zaman kitapta kafamı kurcalayan bazı olayları daha iyi anladım. Sonra bu film benim en sevdiğim film falan oldu ki ben pek film izlemeyi de sevmem. Niye okuduktan 3 yıl sonra geldin burada bunları anlatıyorsun diye sorarsanız filmi dün yeniden izledim de aklıma geldi. Yazayım dedim. Normalde bir filmi 2. defa izlemem çünkü. Ama ne bileyim Müzeyyen gibi hissettim kendimi, tekrardan izlemeye ihtiyaç duydum. Kaç dakikanızı çaldım onu da bilmiyorum ama zaten ben bunu kendim için yazdım. Neyse öyle işte, hoşça kalın.
Edebiyat
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,7bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2021 22:49
Akıcı, basit bir dille okuyucuyu kitap boyunca düşünmeye iten bir kitap. Düşünceleri anlamakta zorlanmadım hatta bazı düşünceleri hemen benimsedim. Bana yeni fikirler katan kitapları seviyorum. Son cümleyi okuyunca da bir güldüm. Bu kitap zaten başka türlü son bulamazdı.
Felsefe
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202318,9bin okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2021 19:27
Eylül 2019'da okumuştum. Lakin en sevdiğim romanlardan biri olduğundan yeniden okuyorum. O zaman yalnızca etkilenmekle kalmıştım, şimdi incelemeyi de planlıyorum.
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399bin okunma
Yaman Adam İncelemesi
9/10
·176 syf.··
2021 3. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2021 02:44
Normalde öykü okumayı sevmem, kitaplarda da öyle kolay kolay ağlamam. Ama ilk öykü olan Yaman Adam'ı bitirdiğim anda gözlerim dolu dolu kitabı kapattım ve "Ben ne okudum lan!" dedim. Evet "Lan!" da dedim. Ve okurken de çok sinirlendim, boğazım düğümlendi. Daha önce Unamuno'nun Sis romanını okumuştum ve kitaba cidden âşık olmuştum. Behçet Necatigil zaten şairliğinin hakkını vermiş muazzam bir çeviri yapmış her iki kitap için de. Kitaplar hem akıcı hem de duygu dolu çevrilmiş. Unamuno'nun kitaplarında insan psikolojisi o kadar ince işlenmiş ki... Eğer biraz da bu alana hakimseniz 'evet şu an bu karakter şu karaktere şu manipüle tekniğini uyguluyor' diye psikologculuk da oynuyorsunuz. Belki siz öyküleri okurken benimle aynı şeyleri hissetmezsiniz ama eğer benim gibi sevilmemişliğin, can yakıcı bir sevginin hatta zorbalığın mağduru olmuşsanız ve ruhunuz böyle dramatik nidâlara yatkın bir hâle gelmişse eminim sizin de boğazınız düğümlenir. Bir de Oscar Wilde'ın De Profundis'ini okurken böyle sulu göz olmuştum. Velhasılkelam böyle içinde insan ilişkileri, psikoloji, aşk, felsefe gibi konuları barındıran lirik kitapları seviyorum. Unamuno da istediklerimi veren bir yazar. Diğer öyküleri de çok hoştu. Sadece bir-iki öykünün sonu yeterince tatmin etmedi ama genel anlamda iyiydi. Bu kadar.
Edebiyat
Yaman AdamMiguel de Unamuno · Can Yayınları · 2019728 okunma
Reklam