Keşke biraz daha önce okusaydım dediğim kitaplardan oldu. Kendimi, etrafımdaki insanları ve başımdan geçen hem romantik hem de romantik olmayan ilişkileri birçok açıdan kafamda mantık çerçevesine oturtmama yardımcı oldu; hem de beklemediğim kadar. Okuması da zevkliydi, dili oldukça anlaşılır ve yalın.
Deborah’ın duyduğu tek ses, ondan başka herkese göre ulaşılması kolay bir düzlük olan bir Everest’e tırmanırken duyduğu bitkinlikten solumasıydı. Düşe kalka bu bitimsiz, sarp tepeye tırmanmaya çalışırken, her iyiliğin, her avuncun, bu sevgi dolu işkencecilerin ona yüklediği ve üzerine kurşun külçeleri gibi çöken, ödenecek bir borç olduğunu düşünüyordu. Eşit insanlar arasında, gönül borcu paylaşılan bir şeydi; onun, kendilerini sıradan olarak niteleyen ve
yaşamayı başarma konusundaki korkunç güçlerinin ayrımında olmayan bu Titanlar’a duyduğu gönül borcu ise, yalnızca, kendini her zamankinden daha şaşkın, beceriksiz ve yalnız duymasına yol açıyordu.