Divan Edebiyatını sevdiren adam olarak adlandırdığımız İskender Pala bu sefer karşımıza bir solukta okunabilecek, olayları hissedebildiğimiz bir üslup ile sunmuş. Kitap tam olarak Japonya da öldürülen kimsesiz ve kimliğini arayan bir öğretim görevlisinin cinayeti ile başlıyor. Akabinde Masaaki isimli Japon görevlisinin Keiko’nun katillerini bulmaya çalışması ile macera tam anlamıyla başlıyor. Hz. İbrahim’ in ahidleri ile Hıristiyan, Yahudi ve Müslümanlığın aslında aynı şeyleri emrettiğini göz önüne seriyor. Hz. İbrahim’ in ayak izlerini takip ederken o uçsuz bucaksız yerlere ruhumuzu sürüklüyor. Kimsesiz, ailesi öldürülmüş çocukların kendi entrikalarına nasıl dahil edildiğini anlatırken Zara karakterinin Sare’ye dönüşmesi oldukça iç acıtıcı..
“Takip ediniz İbrahim’i, ey temiz kalpli ve dosdoğru olanlar, ey sabredenler ve dilini koruyanlar, ey hoşgörü ve merhamet sahipleri, ey içki içmeyen ve haddi aşmayanlar, iki dünyada zenginliğe erişinceye kadar.”
Çevirmesi an meselesiydi. Hz. İbrahim’in mesajı hemen bir duvarın arkasında duruyordu. Nefesler tutuldu.