Kitabın son sayfasını kapattığımda aklımda keskin bir olay örgüsü ya da baskın bir karakter kalmadı. Daha çok, içime yerleşen ve orada genişleyen bir duygu kaldı. Sanki uzun zamandır uğramadığım eski
Yine de galiba bazı insanlar yolda olmak için geliyorlardı hayata. Dikiş tutturamayan, bir yerde uzun süre kalamayan, doğuştan huzursuz insanlardık biz. Ne kadar istesem de, bazıları gibi yıllarca aynı sokaktan yürüyüp aynı eve varamazdım ben mesela, aynı anahtarla aynı evin kapısını açamazdım. Yerinde durmadı ki hiç hayat, o dursa ben durmadım. Ne zaman "evimdeyim" hissi peyda olsa içimde, ani bir manevrayla başka bir yöne saptı hikâye.
Hani koltuğun ucuna oturursun her an kalkacak gibi, arkana yaslanıp rahat ettirmezsin ya kendini. Aynen öyle, her seferinde yeni bir hayatın ucuna oturdum ben de. Her an çekip gidecek gibi.