"Şimdi geçmişe bakıp bunu görmek ve öğüt vermek kolay tabi, ama üzücü bir gerçek varsa o da pek çok insanın çok geç olana kadar parlayan her şeyin altın olmadığını görememesi."
"Senin sorunun, dünyandaki her şeyin siyah ve beyaz olması. Sanki bir sayfadaki küçük bir mürekkep lekesi yüzünden bütün kitap mahvolacakmış gibi. Sana göre, bir şey sürekli olarak mükemmel değilse, o zaman hiçbir değeri yoktur. Ama insanlar kusurlu, Kate. Bazen bu kusurlar onları daha çok sevmemizi sağlar."
Bir çiçekçi dükkanının önünde kalıvermiş olduğunu neden sonra fark etti. Aslında sevmiyordu bu rayihasız, soğuk, göstermelik şeyleri. O göbekli kokusuz karanfilleri, o güllüğünden cana yakın ne varsa kaybetmiş camekan güllerini. Yine de ölesiye istediği olmuştu karlı, çamurlu, pimpis bir iş dönüşü elinde menekşeler veya ne olduğunu ilk bakışta çıkaramadığı bir demet çiçekle Engin'in her zaman buluştukları yerde kendisini beklemesini.