#hakkında
Tezler üzerinden akademik olarak gidip boğan bir yapısı yok, tersine çok akıcı, şeklen #aforizmalar gibi.
Amaç #psikanalizin gündelik hayatta nasıl işe yarayabileceğine dair ipuçları vermek ve psikanalizin bir soru sorma yöntemi olduğuna dikkat çekmek.
#meltemce
Ne çok kullanırız bu cümleyi değil mi?
“Bir Şeyler Eksik”
Sorun şudur ki aslında hiçbir zaman bilemeyiz, tam olarak neyin eksik olduğunu.
Eksik, sadece eksikliğiyle vardır.
Maddenin tanımı gibi. Nasıl mı ?
Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan, yer kaplayan nesne maddedir ya, eksiklik de bence bu tanımın kaidelerine "cuk" oturur.
Duyularla algılanabilen diyor tanımda.
Bizde eksik olana -ki aşığım bu cümleye; “Tu me manques: sen bende eksiksin” dokunamayız mesela, kokusunu alamayız.
Bölünebilen diyor tanım, eksikliğini hissettiğiniz şey, neyin eksik olduğunu siz bulana kadar vaktinizi böler, zihninizi böler, kalbinizi böler, gününüzü hatta yıllarınızı böler.
Hatta eksik olan şeyi kafanızda şeklen böler,
yerine olur olmadık şablonlar yerleştirirsiniz hiçbir zaman tamamlanmayacak…
Ağırlığı vardır. Eksik olan şey, eksikliğini hisseden insanın yüreğinde ağırlıktır. Olmamasının kasvetinin ağırlığı...
Bu eksiklikler ister soyut olsun isterse somut varış noktası aynıdır. Yoktur, eksiktir. Yer kaplar. Eksik olan şey nihayetinde bir yüzeye ya da bir hacme sahiptir. Değişkenler yine aynı, ister bu eksiklik canlı olsun ister cansız...
Hal böyleyken yani eksikliklerle yaşamaya alışmış ya da eksikliklere rağmen yaşıyorken ne kadar başarılıyız kendimize karşı dürüst olmakta?
Doğru sayıp savunduğumuz, özgür irademizle karar verdiğimiz seçeneklerimizde adil miyiz?
Bu kararları dönüp dönüp sorguluyor muyuz ?