Bir gün de Hıms yöresinden bir grup kadın fetva sormak üzere kendisini ziyarete gelmiş, Aişe Validemiz onların temizlik ihtiyacı için hamama gittiklerini öğrenince Allah Resûlü'nün "Elbisesini eşinin evinden başka yerde çıkaran bir kadın Allah ile arasındaki hayâ perdesini yırtmış olur." sözlerini hatırlatarak onları uyarmıştı.
Sayfa 55 - Tirmizî, "Edeb", 43·Kitabı okudu
Hem üzüntü , hem Sevinç: Zengi’nin ölümü-Selahaddinin Gelişi
Mısır tarafında bu gelişmeler olurken; Suriye tarafında da, Kudüs fet- hini Zengi Devleti'nin stratejik hedefi olarak belirlemiş olan büyük komutan Nureddin Zengi, doktorların çabalarına rağmen, yakalandığı boğaz hastalığından kurtulamayarak 15 Mayıs 1174'de vefat etmişti. İbn Esîr, devlet adamlarına örnek olması düşüncesiyle, Nureddin Zengi'nin şahsiyeti ve yaşantısı hakkında şunları söyler: Nûreddin yemek ve elbise ile diğer ihtiyaçlarını sadece kendi malı olan emlakın geliriyle karşılardı. Elde edilen ganimetlerden şahsına bir pay ayırmaz, Beytülmal'dan kendisi için en ufak bir şey almazdı. Karı- sı ona içinde bulundukları sakıntıdan şikâyet ettiği zaman, Hıms'da kendisine âit üç dükkanı (ona) vermişti. Bunlardan senede yaklaşık yirmi dinar elde ediyordu. Karısı bunu az bulunca ‘Benim bundan başka param yoktur. Elimdeki bütün mallar Müslümanların hakkıdır. Bu konuda Müslümanların hazinedarıyım ve onlara asla ihanet etmem. Senin yüzünden de kendimi cehenneme atamam.ʼ cevabını verdi.
Sayfa 278·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Onun döneminde kuzeydoğu istikametinde Medein (14/653), el-Cezîre (16/637), Ehvaz (17/638), Taberistan, Cürcan, Azerbaycan, Horasan’a bağlı Tâbeysen, Herat, Merv, Şaçan, Nişâbur (18/639), Nihavend (19/640), Râmehürmüz, Sûs, Tüster (20/641), İsfahan, Derbend (21/641-2); kuzeybatı istikametinde ise Şam, Hıms (14/635), Kudüs (16/637), Mısır ve İskenderiye (21/641-2) fethedildi. Böylece 10 yıla varmayan bir süre içinde Mısır, Suriye, Filistin, Irak, İran ve kısmen Horasan bölgesi İslâm topraklarına katılmış oldu. Hz. Ömer (r.a.), 26 Zilhicce, 23/2 Kasım 644 Çarşamba günü vefat ettiğinde, Müslümanların hâkimiyet tesis ettiği coğrafyanın genişliği 2.251.030 mil kareyi (5.830.167 km²) bulmuştu.
Fetihlerin akabinde Suriye bölgesine yerleşen sahâbiler, orada bulunan Müslümanları eğitmek için derhal harekete geçtiler. Bu hususta ilk teklif bölgede fetihler esnasında komutan olarak bulunan Yezid b. Ebû Süfyan'dan geldi. Bu düşüncesini Medine'ye bildirmesi üzerine Halife Hz. Ömer (radiyallahu anhu) hiç vakit kaybetmeden bu iş için Ebu'd-Derda, Muâz b. Cebel ve Ubâde b. Sâmit'i görevlendirdi. Ebu'd-Derdâ eğitim-öğretim faaliyeti için Dımaşk'ta. Ubâde b. Sâmit Hıms'ta, Muaz b. Cebel ise Filistin'de görevlendirildi. Yukarıda isimlerini verdiğimiz merkezi şehirlere yerleşen sahâbiler burada eğitim-öğretim görevlerini en iyi şekilde sürdürdüler.
Sayfa 73 - Nida Yayıncılık·Kitabı okudu
Ebu'd-Derda, Hıms halkına yaptığı bir konuşmada, insanlara verilen nimetlerin başında şükreden bir kalp, zikreden bir dil ve saliha bir eş olduğunu belirtmişti.
Sayfa 30 - Nida Yayıncılık·Kitabı okudu
Hz. Ali’nin önünde çözülmesi gereken önemli meselelerden bir tanesi ve belki de en önemlisi, Muâviye meselesiydi. Sekiz yıllık Hz. Ömer dönemi, on iki yıllık Hz. Osman dönemi dahil uzun süre valilik yapan Muâviye, bilhassa Hz. Osman’ın kargaşa içinde geçen son yıllarını fırsat bilerek hâlîfe gibi yaşıyor ve halkı öyle idare ediyordu. Hz. Ömer zamanında Yezîd b. Ebî Süfyân vefat ettiğinde Hz. Ömer onun yerine kardeşi Muâviye’yi görev başına getirmiş, bütün Ürdün ve Dımaşk bölgesi Muâviye’nin emrine verilmişti. Umeyr b. Sa‘d el-Ensârî hastalanıp görevden alınmasını isteyince, Hz. Osman buna müsaade etmiş; onun idaresinde bulunan Hıms ve Kinnesrîn de Muâviye’nin idaresine verilmişti. Yine Filistin valisi olan Abdullah b. Alkame’nin vefatı üzerine, Hz. Osman onun idaresindeki bu bölgeyi de Muâviye’ye vererek bütün Suriye’nin genel valisi olmasını sağlamıştı. Bu genel valilik Hz. Osman’ın hilâfetinin ikinci yılında olmuş, Muâviye’nin güçlenmesine zemin hazırlamıştı.