Nazan Bekiroğlu'nun, edebiyatçı bir yazar olmanın verdiği donanımla birlikte "lale", "çini" ve "divan şiiri"ni, tasavvuf perdesinin önünde bir orta oyunu gibi oynatmasıdır bu kitap.
İstanbul'u bilenler bilir, kitabı okurken kâh Emirgân'ı kâh Gülhane Parkı'nı hayal edersiniz bir Nisan ortasında, tam da yitmeye yüz tutmuşken laleler..