Yeni bir Dünya kurulsa, insan da yenilenir mi?
7/10
·128 syf.··
2026 45. kitabı
Sabahattin Ali’nin Yeni Dünya adlı öykü kitabını okurken, farklı hayatlar ve karakterlerle karşılaşsam da hepsinin ortak bir noktada buluştuğunu düşündüm: İnsan olmak. Kitaptaki kişiler farklı şartlarda yaşasalar da aynı özlemleri, korkuları, hayal kırıklıklarını ve umutları taşıyorlar. Yazar, günlük hayatta çoğu zaman fark edilmeyen insanların hikâyelerini anlatıyor. Kimi zaman yoksullukla, kimi zaman yalnızlıkla, kimi zaman da adaletsizlikle mücadele eden bu insanlar sayesinde toplumun görünmeyen taraflarını görme fırsatı buluyoruz. Sabahattin Ali’nin en etkileyici yönlerinden biri de burada ortaya çıkıyor. Büyük olayları değil, sıradan insanların sessiz mücadelelerini anlatırken okuyucunun kalbine dokunmayı başarıyor. Kitaptaki öyküler bana, dünyanın değişmesinden önce insanın değişmesi gerektiğini düşündürdü. Çünkü şartlar farklı olsa da hırs, merhamet, bencillik, sevgi ve vicdan gibi duygular her dönemde insanın hayatını şekillendiriyor. Bu nedenle kitabın adı Yeni Dünya olsa da anlatılan meselelerin bugün de geçerliliğini koruduğunu düşünüyorum. Eserde dikkatimi çeken bir diğer nokta ise yazarın karakterlerini yargılamadan anlatması oldu. Onları kusurlarıyla birlikte kabul ediyor ve okuyucuya da aynı fırsatı veriyor. Bu sayede hikâyeler sadece okunup geçilmiyor, insanı kendi hayatı üzerine düşünmeye de yönlendiriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu soru kaldı: Dünya gerçekten değişse bile insanın içindeki duygular ve zaaflar değişir mi? Sabahattin Ali kesin cevaplar vermiyor; ancak anlattığı hayatlar üzerinden bu soruyu uzun süre düşündürmeyi başarıyor. Kısacası Yeni Dünya, farklı insanların hikâyeleri aracılığıyla insan doğasını, toplumsal eşitsizlikleri ve vicdanı sorgulayan etkileyici bir eser. Okuyucuya yeni bir dünya vaat etmekten çok, yaşadığı dünyaya
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
10/10
·639 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:25
Merhaba sevgili okur, Selçuk Baran okumalarına günlükleriyle devam ediyorum. 1948-1989 yılları arasında yazdığı günlükleri zaman çizgisini koruyarak defterler formunda düzenlenmiş. Yavuz Türk tarafından, yazarın o muhteşem el yazısına, gazete kupürlerine, afiş, bilet ve fotoğraflara yer verilerek hazırlanmış. Her zaman günlük okurken huzursuz olurum. Kişinin mahremiyetini izinsizce ihlal ediyormuşum gibi hissederim. Neyseki bir yerde “İnşallah birisi defteri okur…” diyor, bu biraz içimi rahatlasa dahi yine de benzer bir hisle okudum. Henüz 15 yaşındayken yazdığı günlüklerle başlıyor kitap. İlk cümleden anladığım kadarıyla ilk yazma denemeleri de değil. 15 yaşında birisinin bu derece olgun üslubunun olması inanılmaz doğrusu. Yazarın büyüklüğünü gösteriyor. Ayrıca henüz çok gençken bile öylesine her şeyi anlayan, derinden hisseden olgun bir ruhununun olduğunu görmek bana hüzün verdi. Yaşıtları gibi aklı beş karış havada bir genç kız olsa daha mutlu olurdu. Her şeyi anlama lânetine yakalanan talihsizlerden olmuş sevgili Baran. Potansiyelinin farkında ama gerçekleştirememiş insan ızdırabını, bir türlü yakasını bırakmayan melankoli içinde boğulan birisini, aynı zamanda histerik bir genç kız kalbinin heyecanları ve arzularını açık seçik gösteriyor. Kitabın ilk yarısında, ergenlik buhranlarının en olgun insanda bile tesirinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Küçük genç kız kalbinin her aşkın son ve ölümsüz olduğuna inanışının canlı örneği gibiydi Baran. Kitabın ikinci yarısındaysa onu zaman içinde olgunlaşmış bir kadın olarak görmeye başlıyoruz. Fikirleri ve duyguları olgunlaşırken inancının zayıflaması biraz üzücüydü. Babasını soğuk bir Şubat gününde kaybetmesiyle de daha bir çok açıdan da kendimi ona benzettiğim yerler oldu. İlerleyen yollarda yazdığı günlüklerde siyasi
Günlükler (1948-1989)Selçuk Baran · Can Yayınları · 202461 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·590 syf.··
2026 13. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:36
️Roman tadında bir siyer... Kitapla ilgili söyleyebileceğim çok bir şey yok aslında. O kadar akıcı bir kitap ki çok hızlı bitti. Oysa hiç bitmesin istemiştim. Şiirsel bir anlatımla Peygamber Efendimiz'in hayatını okumak ayrı bir lezzet, ayrı bir duygu. Kitap mı güzeldi, O'na (sav.) dair olan her şey çok güzeldir ondan mı kitabı sevdim hiç bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki O'nu tanımak için yola çıkan herkes O'nu çok sever, O'nu çok seven O'nun gibi olmak için uğraşır. O'nun gibi olmak imkansızdır ama o yolda olmak dünyadaki en büyük nimet ve en büyük mutluluk sebebidir.
Hz. Muhammed (sav) için Bülbülün Kırk Şarkısıİskender Pala · Kapı Yayınları · 202413,5bin okunma
9/10
·124 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2018 00:00
Hayatın o sarsıcı, dönüştürücü belki bazen öğütücü yanını nazara veren bir hikâye ile karşı karşıyayız bu dünyada. Uğruna ölümü göze alacağımız değerlerin, düşüncelerin bir gençlik hevesi olduğuna bizi ikna edecek bir kurgunun içerisinde yaşıyoruz. Dava şuurunu iliklerimize kadar hissettiğimiz gençlik yıllarından bugüne dünyanın pörsüterek aşındırdığı o devasa değerler manzumesinin birer fantezi olduğuna iman etmeye icbar edildiğimiz bir “sanal gerçeklik” ile karşı karşıyayız. Pek az kimse çağın tüm cazibesiyle yolundan döndürmek üzere büyük mücadelelere giriştiği bu büyük savaşa direnebiliyor. İnsanların ekserisini caydıracak haklı(!) bir mazeret(!) bulunuyor. Her yeni nesil bu hikâyeyi yeni baştan yaşamaya mahkûm sanki. Birileri gelip birileri gidiyor. Neticede koca koca sözler edip sonra da o parlak sözlerin altında kalmış, o aydınlık düşüncülere yabancılaşmış insanlar boy gösterir olmuş her yanda. Zaaflara kapılmak, “hayatın gerçeklerinin görülmesi” olarak yutturulur olmuş.  Horatius’un dediği gibi 'quid rides, de te fabula narratur/ ne gülüyorsun anlattığım senin hikâyen.‘ İşte Mustafa Kutlu’nun 1983 yılında kaleme aldığı ‘Ya Tahammül Ya Sefer’ bizim hikâyemizi anlatıyor. Herkes kendine bir rol biçebilir bu hikâyeden. Makam uğruna kırk takla atıp, inançlarından, mukaddesatından, kimliğinden ödün verenlerimiz; kendini avukat Yunus Beyin yerine koyabilir. Gençliğinde medreseden bozma öğrenci yurdundaki hızlı mücahitlerden olan Yunus Bey bakan olur ve eşine başörtüsünü açtırtır. Kimimiz Yunus Beyin zaaflarını barındırıyoruz. Ve örtüyü çıkarmanın ağırlığı altında inleyip her akşam gözyaşı döken eşi Neslihan Hanımın rolünü eşinin yönlendirmeleriyle maneviyatından taviz verenlerimiz üstlenebilir. Kariyer ve kadın cazibesinin davayı terk ettirdiklerinin hayatı
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201315,7bin okunma
10/10
·1552 syf.··
2026 74. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:20
Alexandre Dumas' ın efsanevi eseri Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)' nu büyük bir merak, heyecan ve keyifle okudum ve nihayet bitti. Bu serüven adeta destansı bir anlatımla bizleri alıp başka başka dünyalara götürüyor. Bu eserde ne yok ki? Aşk var, ihtiras var, hırs var, kalleşlik var, macera var, intikam var, merhamet var, var da var. Neresini nasıl anlatacağımı bilemiyorum. O yüzden fazla uzatmadan KESİNLİKLE OKUNMALI diyorum.
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,2bin okunma
Puan vermedi·637 syf.··
2026 31. kitabı
Kadın, her dönemde hakkını dibine kadar sıyırıp yedikleri... Kadın, "ben bir obje değilim!" diye avaz avaz bağırmak zorunda kalan... Adalet; herkese lazım olan, ama belli zümrelerin sadece kendilerini korumasını talep ettiği, güce göre şekillenen bir gösteri cümbüşü... Toplum, başkasına gelince en önde ahlak nutukları atan ama, kendi ahlaksızlıkları söz konusu olunca, kırk takla ile kırk yalanı seviştirip gözümüze sokan budalalar yığını... Bu üç ana başlığa dair çok şeyi bulabileceğiniz bir klasik eser... Kesinlikle tavsiyemdir.
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,6bin okunma