masaaltı

masaaltı
@hisbulvari
"Burada çelişkili bir hava esiyordu; bir umut ve umutsuzluk, sabırsızlık ve aldırmazlık, bitkinlik ve heyecan karışımı. Tüm bu insanlar aynı kayıp düşe aitti."
Puan vermedi·200 syf.··
2026 17. kitabı
Sahiden tanıyor muyuz birbirimizi? Yoksa sadece tanıdığımızı mı sanıyoruz? Ya bazı şeyler sandığımız gibi değilse? Bize görünen birtakım mevcutların aslını gerçekten biliyor muyuz? Ya A sandığımız şey aslında B ise ve biz bunu hayatımız boyunca kavrayamamışsak? Peki bunların altında yatan temel etken ne? İletişimsizliğin ve topluma iyi görünme çabasının etkilerini hissediyoruz okurken. Kitapta dokuz kişinin birbirlerine ve hayata karşı birtakım düşünceleri kaleme alınmış. Bu düşüncelerin asıl kilit noktası ise geçmişte yaşananlar veya yaşanamayanlar. Herkesin farklı hikâyesi, herkesin farklı haklılığı var. Herkes farklı bir şekilde kurban olmuş hayata. Bu eser aslında bize hakikatin tek bir parça olmadığını, dokuz ayrı aynaya bölünmüş dokuz ayrı yansıma olduğunu anlatıyor. Kimse yalan söylemiyor, herkes sadece kendi gördüğü açıdan konuşuyor. Bu da bizi şu soruya itiyor: Herkesin kendi doğrusunun olduğu bir yerde, ortak bir gerçekten bahsetmek mümkün müdür? Kitapta aile karakterleri ele alınmış. Kardeş olduklarını sanan, karı-koca olduklarını iddia eden, ebeveyn-evlat ilişkisi yaşadıklarını varsayan üyeler mevcut. Ama aslında herkes birbirine teğet geçen bir ruh. Herkes bir maske takınmış. Maskenin altında ise birbirini hiç tanımayan yabancılar var. Herkes geçmişte yaşadığı olaya hapsolmuş. Dolayısıyla şimdiki anlarını geçmişin parmaklıkları ardında tüketiyorlar. Pamaklıklar ise sırlardan örülmüş soğuk demirlerden ibaret. Açıkçası kitaba ilk başladığımda herkesin birbirini kötülediğini, birbirinin arkasından konuştuğunu, karakterlerin kin ve nefretle dolu olduğunu düşündüm. Ama ilerledikçe gördüm ki bu öfke ve nefret, haklılığın sesinden tınlayan birer savunma mekanizmasından başka bir şey değilmiş. Yani bu duyguların doğduğu yer kötü niyet değil, iyileşmemiş
1000Kitap
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·352 syf.··
2026 16. kitabı
Her ölüm bir yok oluş değildir. Aksine, öyle ölümler vardır ki ruhun var olduğunu gür bir çığlıkla haykırır dünyaya. "Nereye gittiğini anlamak için nereden geldiğini bilmeli insan." (sf.344) Ruhuna 'kötü insan' damgasını vurduğunu düşündüğü, hayatının ilk hatasını düzeltme amacıyla uzun bir yola çıkıyor Adalet. Ama ne meşakkatli yol! Karakterimiz, vicdan azabını dindirmeye yönelik yelken açtığı bu denizde binbir dalgayla karşılaşıyor. Fakat bu dalgaların çoğu kendisinin içinden doğan dalgalardır. Gerek geçmişi, gerek kişiliği, gerekse duyguları bir bir tüneyiverip ruhuna sorgu sual yaptırıyor. Kimlerine göre var olmak büyük bir acı kaynağıdır, anlamsızdır. Bu dünyaya yanlışlıkla geldiğini ve dünyaya ait olmadığını hisseder. Adalet de hayata ve dünyaya bu gözle bakan, çevresinde olan veya olmayan çoğu şeyde kendine suçluluk payı çıkaran, psikolojik sorunları olan biri. İnsanları ve ilişkilerini kendi gözüyle derinlemesine sorguluyor. Sadece ilişkileri değil, kendisini toplumda ne konumda gördüğünü, düşüncelerini, duygularını, hayatını ve bunları ne denli değerlendirdiğini de okuyoruz cümlelerinde. Çocukluğundan beri ona yol arkadaşlığı yapan sevgili 'Hülya''nın da büyük katkısı var onu anlayabilmemiz için. Kendimi bulduğumdan mıdır, bilmiyorum, karaktere bağlandığımı hissettim. Sonu ise biraz dikenli oldu benim için. Nermin Yıldırım'ın okuduğum ilk kitabı. Genel olarak anlatım tarzını beğendim. Mizahi, alaycı, sorgucu ve bol benzetme ile örnek içeren bir dil kullanmış. Fakat sözlük karıştırmayı seven karakter bahanesiyle yabancı sözcük kullanımı aşırıya kaçmış bence. Zira bazı yerlerde her cümlede kelime araştırmak okuma tadını kaçırabiliyor. Bazı bölümlerde de yapmacık dil hissiyatı beni rahatsız etti. Ama yine de okunmaya değer olduğunu düşünüyorum.
1000Kitap
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,6bin okunma
10/10
·206 syf.··
2026 12. kitabı
"Her şeyi tükettik. Tarlalar dolusu buğdayın anıza, bulutlar dolusu yağmurun sele, küfeler dolusu üzümün sirkeye dönüştüğünü gören bir adama zarfı açmaktan neden korktuğunu sorabilir miyiz?" Her harf, başucu kitabı oluşturma bilinciyle bir araya gelmiş sanki. Her kelime, eleştiri ve sorgu içeren cümlelere bal misali tat katmış. Her cümle; hayatı ve duyguları, insanları ve insanlığı, gerçekleri ve hayalleri, imge dolu değirmenlerin taşında öğütmüş. Binbir ders çıkarılacak, hayatımıza yön veren düşüncelerimizi bütün yönleriyle sorgulayıp kendimizi yeniden yaratmamıza olanak sağlayacak "dostça" yazılmış harika bir eser. "Sevgili dost, Eski mektupların daveti vardı dün. Karanlığın içine yıldızlar gibi saçılmışlardı. Hangisinin ışığına baksam başka bir koltuk gösteriyor, hangisinin eline dokunsam tir tir titriyordu."
1000Kitap
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma