"Burada çelişkili bir hava esiyordu; bir umut ve umutsuzluk, sabırsızlık ve aldırmazlık, bitkinlik ve heyecan karışımı. Tüm bu insanlar aynı kayıp düşe aitti."
İnsanı, başkalarından daha fazla, kendi yüzleşmeleri dehşete düşürür. Bu öyle derin bir dehşettir ki, en büyük düşmanınız bile üzerinizde bu kadar derin dehşet izleri bırakmayı başaramaz. Çünkü ortada ne suçlayacak bir başkası ne de kaçacak bir gölge vardır. Gölgeyi yaratan tek şey, insanın kendi bedeni ve bedenin içinde taşıdıklarıdır.
Gelibolu
"Her şeyi tükettik. Tarlalar dolusu buğdayın anıza, bulutlar dolusu yağmurun sele, küfeler dolusu üzümün sirkeye dönüştüğünü gören bir adama zarfı açmaktan neden korktuğunu sorabilir miyiz?"
Her harf, başucu kitabı oluşturma bilinciyle bir araya gelmiş sanki. Her kelime, eleştiri ve sorgu içeren cümlelere bal misali tat katmış. Her cümle; hayatı ve duyguları, insanları ve insanlığı, gerçekleri ve hayalleri, imge dolu değirmenlerin taşında öğütmüş. Binbir ders çıkarılacak, hayatımıza yön veren düşüncelerimizi bütün yönleriyle sorgulayıp kendimizi yeniden yaratmamıza olanak sağlayacak "dostça" yazılmış harika bir eser.
"Sevgili dost,
Eski mektupların daveti vardı dün. Karanlığın içine yıldızlar gibi saçılmışlardı. Hangisinin ışığına baksam başka bir koltuk gösteriyor, hangisinin eline dokunsam tir tir titriyordu."