Puan vermedi·280 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
Durrell’lerin ilk kitaba itirazıyla açılıyor kitap. Temel itirazları, “Bizi tuhaf insanlarmışız gibi göstermişsin.” Hahhah, değil misiniz diye sormak isterim. Gerry de aynı dönemi yeniden yazıyor. Ve bu sefer ilkinde elediği tuhaflıkları da ekliyor. “Az bile yazmışım,” der gibi. Gerçekten de hepsi tatlı bir deliliğin içinde yaşıyor gibi. Larry’nin bitmek bilmeyen entelektüel gösterileri, Leslie’nin kontrolsüz enerjisi, Margo’nun dramatik halleri, annenin bütün bu kaosu olağan bir şeymiş gibi taşıması… Bunları okurken Durrell’in şefkatini, insanın sevdiği insanların tuhaflıklarını da sevdiğini fark etmemek olası değil. İnsan bu kitabı okurken bir süreliğine dünyadan çıkıyor. Sadece gündelik hayattan değil; haberlerden, savaşlardan, gürültüden, insanın içine çöken o görünmez ağırlıktan da çıkıyor. Kitap bize başka bir dünyanın kapısını açmıyor aslında. Aynı dünyayı, kaybettiğimiz bir dikkatle yeniden gösteriyor: Gökyüzünün hazeran çiçeği gibi masmavi, anemonların şarap kızılı, ibibiklerin somon pembesi, yusufçukların çelik mavisi olduğu o dünyayı. İnsan okurken sadece doğayı hayal etmiyor; renkleri yeniden hissetmeye başlıyor. Duyularımızın üstündeki tozu siliyor sanki Durrell. Ve canlılara bakışımızdaki toz da buna dahil. Hayvanları anlatırken insanı küçültmüyor, insanları anlatırken de hayvanları aşağı görmüyor. Her şeye aynı merakla bakıyor. Eşeklere, kuşlara, böceklere, kardeşlerine, annesine… Peki ya sonu? Yüzlerce sayfa boyunca insanı ışığın içine yatırıp, kuş sesleriyle, sıcak öğleden sonralarıyla eğledikten sonra son sayfalara “Savaş çıktı.” mektuplarını koyması reva mı? “Tamam,” diyor sanki Durrell, “şimdi renkleri fark etmene izin vermeyen o normal dünyaya geri dönüyorsun.” Halbuki işte anlattım sana, dünya nasıl da güzel olabilirdi. Ve sanki şunu da
Kuşlar, Hayvanlar ve Hısım AkrabaGerald Durrell · Alfa Yayınları · 202496 okunma
Gazze'nin hafızası kızılkapı insan
Puan vermedi·756 syf.··
2026 25. kitabı
#SüleymanCeran'ın editörlüğünde yazar, akademisyen, aktivistlerin kalemlerinden uç seri şeklinde hazırlanan eserin birincisi #GazzeninHafızasıKızılKapıİnsan eserini #okudumbitti. Eserdeki yazi başlıklarına bir bakalım, İsmail Haniyye ve Gazze'nin Çerçeveli Fotoğrafları / Adem Özköse Şehit Yahya Sinvar'a / Tülay Gökçimen Dağ Gibi Adamların, Gölgesi Düşmana Yeten Komutan: Muhammed Deyf / Musa Üzer [Doğumundan Şehadetine Şeyh Salih el-Aruri / Mahmoud Mardawi Ebu Ubeyde : Peygamberin Ashabından İlham Alan Bir Yiğit / Abdulkadir Şen Halid Meşa / l Gönül Ayyıldız Gazze'nin Ruhu : Halid Nephan / Süleyman Ceran Rıfat el-Arir'e Açık Mektup / Peren Birsaygılı Mut Beni Gelip Alacak mısınız ? Çok Korkuyorum / Mustafa Özel Pelerinli Mücahid / Nesibe Hale Tezcan Dr. Adnan el-Burş / Orhan Alimoğlu Bir Cerrahın Tanıklığı ve Mücadelesi / Kadriye Sınmaz Yaşatma Ülküsü, Yok Etme Patolojisini Er Geç İyi'leştirecek / Mustafa Kayapınar
1000Kitap
Kızıl Kapı (3 Kitap Takım)Kolektif · Ekin Yayınları · 202565 okunma
Reklam
Hiciv mi desem kehanet mi¿
8/10
·480 syf.··
2026 9. kitabı
1864ten 1944e; Sultan Abdülaziz'den VI. Mehmet Vahdettin'e; Üç paşalardan; Atatürk'ün olduğu ve olmadığı Cumhuriyete varan bir hayat serüvenine sahip olan bir yazardır Hüseyin Rahmi GÜRPINAR. Dünya üzerinde Rabbimin gerçekten ondan noksan yarattıkları dışında her insanın aklına başkaları yada kendisi hakkında gelebilecek bir soru: "Deli mi?" "Deli miyim?". Elbette her şekilde sorulup sorgulanabilir konu olan bu soru kalıbı başlık alarak atılan güçlü bir çığlık senfonisi bu kitap: "insanlık, bu kavram kendilerinde yarı ölü olarak doğmuş varlıklara mı emanet?", "Ölmüşüz ağlayanımız yok", "Allah kuru iftiradan korusun" "Allah böylelerine tırnak vermesin.", "Etme sırtını duvardan başkasına emanet; en kralının bile içinde vardır bir nebze ihanet." "Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin." gibileri ve vesairelerini saydırıp saydırtan Şadan, Müberra, Hidayet, Kalender Nuri, Ömer, Cicibey Sermet, Zom Salih ve Revan. Revan hanım karekteri dışında herbiri şahsına münhasır olmakla birlikte isimleriyle müsemma olmak yerine tezat oluşturmuş özel karakterler... Tokun, aç halinden; zenginin, fakir derdinden anlamadığını; dini kuralları kendilerine göre tefsir edenler ile kanunnamelerin her daim yazanların ve hısım akrabalarının lehine olduğu vesilesiyle gücü yetenin yettiğine hücum ettiğini; dost dediğini hangi çıkar çatışmasında kaybedeceğinden haberinin olmayacağını; karı-koca ilişkisinin bir kağıt parçasına karalanan bir iftira tozu ile ne hallere düşürülüp düşebildiğini; ailenin sıcak bağlarla inşa olmuş bir ilişkiden ziyade, anlaşılabilir iletişimden uzak basit bir kavram olmaya indirgendiği; cinsiyet farklılığı ile insanlık arasındaki farkın bile isteye kaçınılmayan karışıklığından türetilen yersiz kargaşalar varlığının tüketime her zaman
Ben Deli Miyim?Hüseyin Rahmi Gürpınar · İthaki Yayınları · 20211,025 okunma
Olmadı...
5/10
·240 syf.··
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 15:31
Bu kitabı da sevemedim. Yazarın ilk kitabını da okumuştum, o daha iyiydi. Konuşma dili ile yazılmış, kolay okunuyor ama çok daha iyilerini okuyunca bu çok zevk vermedi. Konu kabaca bir eğitimcinin anıları diyebilirim. Eğitimci ancak serbestlikten yana bir eğitimci. Öğrenmenin önemine de özellikle vurgu yapıyor ancak sevdirerek. Mantıklı bir yaklaşım...
Eğitim
Aşılarım TamamErim Hısım · Ceres Yayınları · 20205 okunma
''Çelikbuyduran'' Bir Roman
10/10
·840 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 03:32
Kitabın basımından kaynaklanan hataları umursamadan okuyacak kadar sevdim desem yeridir romanı. Yöresel bir dilin ve o dilin ikamet ettiği toprağın insanlarının hayatta kalma mücadelesini; hem folklorik hem pastoral hem de Anadolu mitlerine dayanarak “militanlaşmadan” evrensel bir roman diliyle okuyucuya veren, korkunç büyüleyici bir üçleme: Dağın Öte Yüzü. Okurken, Erbaş’ın “Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?” şiirinden tutun, Steinbeck’in “Gazap Üzümleri” romanına varana değin eşleştirdiğim birçok hısım metin aklıma geldi. Romanın karakterleriyle bütünleşip, benliğimde ayrı ayrı onların travmalarını hissettim ve feodaliteye karşı adeta bir Don Kişot kesildim. Taşbaşoğlu’yla Kırklara erip, Meryemce’yle mızmız ama bilge bir anaya; Uzun Ali’yle çaresizliğin nirvanasını duyumsadım. Sefer Ağa ile feodaliteyi ve onu yöneten büyükbaş hayvanların Neandertal kimliklerini —haksızlık olabilir Neandertallere— tanıdım. Hasan ve Ümmühan’la çocukların olaylara ilişkin vicdan muhasebelerine tanık oldum. Memidik’le gururun ölümcül zaferini tattım. Gömleksizoğlu’yla iki uçlu duygudurum bozukluğu geliştirerek yardım ve ceza olguları arasında bocaladım. Elif’le de kadının merhametini, özgüvenini ve erkeğe verdiği yenileme gücünü hissettim ve elbette pamuk… Ona ilişkin botanik bilgi edinip, kaynak kişi niteliğinde olan Yaşar Kemal’den, romanın geçtiği yöreye özgü yerel kelimeler öğrendim. Bunun yanında az da olsa birtakım argo sözcükleri ve ağıtları da işin içine katmalıyım. Öteleyerek yıllar yılı hakkında çok şey kaçırdığım ölümsüz bir yazarın bir romanını daha okumanın tarifsiz erincindeyim desem yeridir. Bittabi, okuduğum ilk kitabı değil; uzakgençlik okumalarımı düşündüğümde, Yaşar Kemal romanları, imdiki yaşımda onu okurken duyduğum heyecan ve aydınlanmadan o kadar, o kadar uzakta
Dağın Öte YüzüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 2015373 okunma
10/10
·576 syf.·
2026 79. kitabı
Renkler yasaklı olur mu demeyin hala yasaklı bir gökkuşağı altında yaşıyoruz. Bu dünya bir noh sahnesi. Noh tiyatrosu, 14. yüzyıldan beri süregelen, maskeli oyuncuların yavaş, stilize jestler ve danslarla rüya benzeri hikayeler anlattığı en eski geleneksel Japon sahne sanatıdır. Budist temalar, doğaüstü varlıklar ve samuray kültürüyle yoğrulmuş bu lirik drama, gösterişli kostümler ve sade sahnelerle karakterizedir. Bizim dünyamızın bir özeti bu sahnelenen oyun. Maskelerin arkasına saklanmış personamız sürekli bir diyalog halinde hem kendiyle hem de diğer maskelerle. Görünen maskeler çünkü. Personanın cılız sesi diğer personolar tarafından duyulmuyor ya da hassas dinleyenler kulaklar tarafında çok zor duyuluyor. Kuralları koyan bizler bir toplumsal sözleşme uğruna pek çok özgürlüğümüzden vazgeçerken takıyoruz bu maskeleri. Ardında çıplak varoluşumuz ölesiye korkuyor kendini açık etmekten. Bir korku hükümdarlığı esir alıyor bizi ve bu esirlik gönüllü bir içselleştirme gerektiriyor. Bir kendini feda etmekten çok rasyonalize etme sonucu bu gerçeklik. Kurgusal ve zamansal bir sürü parametre içeriyor. Ahlak kurallarını, gelenekleri, etik kuralları ve elbette hukuk kurallarını. Etrafımıza ördüğümüz koza bizi güven içinde tutmuyor bizi izole ediyor. Tüm diğerlerinden. Konu komşudan diğer hısım akrabadan ve elbette bizden olmayan milletlerden. Ve bu koza çok sıkıyor bazılarını ve yırtıp atıyor o kabuğu.”Hasar gören hayaller, hasarsız hayallere nazaran gerçekliğe düşman olmaya meyillidir.” Japonyanın o katı değişmez gelenekleri içinde varolmaya çalışan bir quir bireyin etrafı ve kendisi ile mücadelesini uzun uzun okuyoruz. Sıkılmadan hem de bitmesin diyerek. Homososyalitenin tüm kültürlerdeki yeri batının ahlaki püriten ahlakı yüzünden sarsılırken bunun içinde yer alan ve bu
Yasak RenklerYukio Mişima · Can Yayınları · 202614 okunma
Reklam
Reklam