Eğer bir insan her şeyi tanıyıp da Allah’ı (c.c) tanımamış olsa, o
kişi hiçbir şeyi tanımamış demektir. Mârifetin alâmeti muhabbettir.
Kim Allah’ı (c.c) tanırsa, Onu sevmiş olur. Allah sevgisinin alâmeti ise
diğer sevgileri ve dünyayı Ona tercih etmemektir. Allah (c.c) şöyle
buyurmuştur:
“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz,
hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesata uğramasından
korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan,
Rasûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevimli ise,
o zaman Allah, emrini getirinceye (hüküm verinceye) kadar
bekleyin."
Köyde muhtar olabilmek için ilk koşul, varlıklı olmaktır. Ondan sonra da, hısım akraban çokça olacak. Sana bağımlı plan boynu kıldan ince yoksullar, yolunu gözleyip el açacaklar. Bu yolla oy kazanıp, muhtar seçileceksin. Muhtarlık etmek elinden gelir mi, gelmez mi, orasını düşünen olmaz. Mühür kimdeyse, keramet ondadır. Köylerin çoğunda, askerlikte çat pat okuyup yazma öğrenmiş, geniş görüşlü kimseler bulunduğu halde, çok kere muhtarlar, cahiller arasından seçilir. Muhtar oldun mu, ağalık biraz daha büyür, fakir fukaranm boynu, bìraz daha incelir.
İnsan kalbinin, kendisine hizmetçi durumunda olan bu iki askerle ilgi ve ilişkisi vardır. Bunların her birinden kalpte bir ahlâk hasıl olur. Bu ahlâkların bazısı kötü ahlâktır; onu helak eder. Bazısı iyi ahlâktır; onu saâdete eriştirir. O ahlâkın tamamı çok ise de, hepsi dört çeşitte toplanır: Hayvanlar ahlakı, yırtıcılar ahlakı, şeytanlar ahlakı ve melekler ahlakı. İnsanın durumu, kendisine verilen şehvet yönünden, hayvanların durumuna benzer. Meselâ;yemek ve cimaya çok istekli olması gibi. Kendisine verilen hışım sebebiyle hareketi; köpek, kurt ve aslanın hareketine benzer. İnsanları yaralamak, öldürmek, onlara eziyet etmek gibi. Kendisine yerleştirilen şeytanların ahlakı sebebiyle işi hile, aldatma, yalan ve fitne olur. Kendisine verilen akıl nuru ve idrak cevheri sebebi ile meleklerin işini yapar. İlim, salâh ( iyilik) ve perhiz gibi. Yararlı işler yapmakla halk içinde şerefli ve aziz olur; kötü ahlak ve çirkin hareketlerden temizlenir; uzaklaşır;marifet ve kemaliyle şâd olur; cehâlet ve akılsızlıktan ar etmeye, utanmaya başlar.
- Kendimi bu dünya'da hiç de hür ve esen saymıyorum. Boğaz tokluğuna çalıştığın yere bağlısın; seni doğurdular, büyütüp yetiştirdiler diye anana, babana bağlısın, dedikodularından korktuğun için komşularının, hısım akrabanın arzularına bağlısın... Yani, hiçbir zaman kendi kendinin isteğine, içinden gelene bağlı olamıyorsun.