1000 Kitap Bu Hitap Size
Bazı arkadaşlara katkı vermek amacı ile kaleme alınmıştır. Kendimize ait ,şiir,düz yazı vb.kişisel.veriler korunuyor mu, Herhangi bir denetim var mı Alıntılar ne kadar gerçek Örneğin; aynı alıntı 10 kişi tarafından sahiplenirse ne oluyor, Burada mutluyum,güzel insanlar görüyorum ve bu keyifli. Daha da geliştirelim..
"Bazı şarkılar sadece kulaklara değil, doğrudan geçmişe hitap eder." gullerinlordu.42web.io
Müzik
Reklam
Şarkı manifestim: Uyan, kalk ve hatırlamaya koyul!
suno.com/s/e1cX66YGB5fRuJLi suno.com/s/e1cX66YGB5fRuJLi suno.com/s/KLYzWBx6mzlNwDVS suno.com/s/MeGISgyk0hRV8Jwx Birkaç versiyonu oldu, artık hangisi size hitap ederse. 🦋 Okuduğumuz, dinlediğimiz, gördüğümüz, düşündüğümüz... her şeyin gerçekliğimizi oluşturduğunu öğrenince arada kendime böyle şarkılar yapıyordum. Bugün biraz daha farkındalıkla kendime bunu yaptım: Bazen ışığımız azalır ya da var mıydı diye sorgulatılır. İşte o duygu hallerinde kalmak da çıkmak da bizim seçimimize bakar. Hayat sadece bir kutlamadan ibaret olsun diye varken biz bazen bu gerçeği unutuyoruz ya da unutturuluyor. Ve aslında o kadar muhteşem varlıklarken bunu bile bilemeyiz çoğu zaman: Kendi kendimizi ezikler ya da küçük görüp dururuz. Çünkü böyle bakıp algıladıkça yaptığımız kötülüklere daha iyi kılıf buluruz. Her insan mükemmel bir şekilde yaratılmışken çoğu kendi içini tanımadan ya da fark etmeden olür. Sana söylenen olumsuz kalıpları silip yerine olumlu sözler, anlayışlar, bakışlar vs. koy: "Ailem böyleydi, imkanlar şöyleydi, bana kötü davrandılar, beni sevmediler, kimse bana inanmadı, kendimi sevmiyorum, şu bedenime bak, şu aklıma bak, şu acizliğime bak, çocukluğum berbat geçti, evliliğim berbat geçiyor vs." sorun değil, çözüm odaklı düşün. Akıllı ve iradeli bir varlıksın, Sonsuz, Sınırsız ve Her Şeyi imkanlı kılabilecek Yaratıcın var: Kendinin farkına varmak, kendini dönüştürmek ve başarmak için daha neyin olsun? Geçici Dünyaya uyum sağlamak için çabalayıp emek verirken kendi iç Dünyamızı tanımak, ona uyum sağlamak için niye emek ve çaba göstermiyoruz? Doğduk ve olene dek oyalanmaya neden olan etkilerle birlikteyiz: İç sesini bastırıp burayı Ona tercih edersen sen de kendini tanımlarken "Günah işlemişin soyundan geliyoruz, çiğ süt emdik, tabi ki suç
Duygu ve Düşünce
Baykal’ın kaset skandalıyla gidişi ve hemen ardından Kılıçdaroğlu’nun yerine gelmesi, iktidar tarafından "doğal bir değişim" değil, "planlı bir tasfiye" olarak yorumlandı. Kılıçdaroğlu'nun muhafazakâr seçmene hitap etmek için "Peygamber soyundan geliyorum" (Seyyid) vurgusunu kullanması, CHP'de bir "samimiyet krizi" yarattı. Bu, sadece bir imaj çalışması değil, aynı zamanda "kendi tabanından kopma" olarak da okundu. CHP’nin Kemalist laik seçmeninin bir kısmı bu hamleyi "kendini inkar" olarak görürken, muhafazakâr seçmen de zaten buna ikna olmadı; sonuç olarak iki tip seçmenin de güvenini tam olarak kazanamadı. Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına anayasaya aykırı olduğunu bilerek "evet" oyu vermesi, birçok kişi için "siyasi bir intihar" veya "iktidara teslimiyet" olarak tanımlandı. Bu karar, muhalefetin elindeki en önemli savunma mekanizmasını kendi eliyle teslim etmesiydi. Bu hamlenin stratejik bir hata mı, yoksa başka bir ajandanın parçası mı olduğu tartışması, "Kılıçdaroğlu'nun asıl ajandası neydi?" sorumuzu destekleyen en somut kanıtlardan biri. Parti yönetiminin belirli bir grup veya kimlik (Alevi) ekseninde şekillendirilmesi, CHP içindeki diğer kanatların (solcular, sosyal demokratlar...vb.) tamamen dışlanmasına ve partinin "tek sesli" ama "etkisiz" bir yapıya bürünmesine sebep oldu. Bu durum, partinin aslında bir "sosyal demokrat kitle partisi" olmaktan çıkıp, genel merkez kontrollü bir "kapalı devre sisteme" evrildiği iddiamızı güçlendiriyor. Bu bakış açısıyla bakıldığında, Kılıçdaroğlu sadece "seçim kaybeden bir lider" değil, "partinin genetiğiyle oynayan bir mühendis" gibi görünüyor.
Siyaset
sorarsan yine bir şeyler deniyorum insanların kendiyle çeliştiğini görüp her insana hitap etmek güzel
İnsan ve Duygular
Çinli yazarların gözünden Hz. Peygamber Hz. Muhammed (sallallâhualeyhivesellem), kendi tarihî bağlamından kopuk, yalnızca dinî bir hadise değildi. Aksine o, Arap Yarımadası’nın yüzyıllardır kendi kendine sorduğu büyük soruya verilmiş kaçınılmaz cevaptı: Çölün eşiğinde, tarihin kenarında yaşayan dağınık bir toplum, dar sınırlarını nasıl aşarak evrensel bir medeniyet kurabilir? Mekke’de yetim olarak dünyaya gelen; asabiyetin, intikam kültürünün ve put ticaretinin hüküm sürdüğü bir toplumda yetişen bu insan, sıradan bir ahlâk ıslahatçısı değildi. O, kan bağının yerine anlam bağını; kabile sadakatinin yerine ilkeye bağlılığı koyarak insan kimliğini kökünden yeniden inşa eden büyük bir kurucuydu. Çinli yazar Liu Bingwen’in bu siyer okumalarında gördüğü şey de tam olarak budur. O, Hz. Peygamber’in hayatına ne Batı’nın İslam’a dönük tarihî kompleksleriyle ne de Müslümanın kendi Peygamber’i karşısındaki savunmacı hassasiyetiyle yaklaşır. Bilakis kendi kurucularını okumayı çok iyi bilen kadim bir medeniyetin bakışıyla yaklaşır. Bu okumayı farklı kılan taraf, Hz. Peygamber’i köklü bir Çin düşünce çerçevesi içinde ele almasıdır: bilge hükümdar, amelî filozof, düşünceyle eylemi; ahlâkla siyaseti birbirinden ayırmayan insan… Tam da bu çerçevede Hz. Muhammed (sallallâhualeyhivesellem), Çin zihninde tanıdık bir şahsiyet hâline gelir. Çünkü o, Batı’nın ısrarla birbirinden ayırdığı şeyleri kendi şahsında birleştirmiştir: peygamberlik ile liderliği, ruh ile devleti, iç hakikatle toplumsal hareketi… Burada vahiy, yalnızca teolojik bir tartışma konusu değildir; bütün bir ümmetin ortak bilincini yeniden şekillendiren merkezî hadisedir. Bu gerçek tek başına, onu insanlık tarihinin en büyük medeniyet kurucuları arasına yerleştirmeye yeter. Metnin temel iddiası şudur: İslam ne sadece
Reklam
Reklam