Qui dicit? söz konusu olunca, A kişisinin A tipi kimselere X demesi uygundur. Ancak A kişisinin X'i B tipi kimselere söylemesi oldukça fena, uygunsuz ve haksız bir hitap biçimidir. Bunun yanında ayrıca, B kişisinin herhangi bir kimseye X demesi kesinlikle yasaktır. Örneğin, bir Yahudi'nin diğer bir Yahudi'ye, Yahudi klişeleriyle ilgili sırf komiklik olsun diye bir şaka yapması genellikle hoş görülebilir, fakat Yahudi'nin aynı şakayı Yahudi olmayan birine yapması kötü karşılanabilir. Daha da önemlisi, Yahudi olmayan biri, aynı şakayı Yahudi olan veya olmayan başka birine yaparsa, bu, Yahudi olmayan o kişiyi anında Yahudi karşıtlığı suçlamalarıyla karşı karşıya bırakır. Hiç adil değil gibi görünüyor, ama homines zaten budur.
Türkçede "hanım" diye hitap ederiz eşlerimize. Aslında kelimenin orijinali "Han'ım"dır ve "Kraliçem" demektir. Dünya dillerinde karısına, kraliçe diye hitap eden başka bir millet var mıdır?
Bunun yanı sıra İngilizceye baktığımızda "eşim" kelimesinin karşılığı "my wife"tır. Bu kelimenin anlamsal olarak bir yükselticiliğinden bahsedemeyiz. Türkçede ise "eşim" olarak ifade ediyoruz. "Eşim" kelimesinin manası "eşdeğerim" demektir. Böylelikle kadın ve erkek arasında bir eşitlik olduğu vurgulanmıştır.
Kitleleri yönlendirmenin, zihinleri dönüştürmenin ve propagandanın en önemli adımlarından biri, tanımlamaktır. Tanımlamanın en büyük gücü, ortak bir dil geliştirmek ya da toplu veri üretmek değildir. En büyük gücü eğer bu tanımı kabul ettirecek araçlarınız varsa hitap ettiğiniz kitlenin kimliğini yeniden inşa etmektir. Çünkü tanımı yapan onun altını yani parçalarını da istediği gibi kendi doldurur.
İnsanın en temel ihtiyaçlarından biridir kendini anlatmak. Ancak bunun için her zaman kelimelere başvurmaz hatta çoğu zaman başvurmaz çünkü anlatmaktan çok anlaşılmayı bekler. Kimliğinin tanınması için işaretler bırakır etrafına. Kıyafetler, kitaplar ya da müzik tercihleri. Kimliğini yansıtmak için müziği kullanmak aslında çok da mantıklı bir tercihtir. Çünkü müzik, duygulara en hızlı ulaşan araçlardan biridir. Beynimiz müziği, kelimeleri analiz ettiği gibi analiz etmez. Müzik doğrudan duyguların olduğu bölüme hitap eder ve aynı zamanda hafıza bölümünü canlandırır. Duyduğunuz bir şarkıyla anında anılara dalmamızın ya da anında hüzünlenmemizin nedeni budur.
Gelmiş geçmiş tüm yaratıcılara, dinamitlediğim Cortlandt’tan sorumlu olan güçler tarafından acı çektirilmiş tüm yaratıcılara sadakatimdir. O kişilerin yapayalnız ve işkence içinde, inkârla, çaresizlikle, sömürüyle geçirmek zorunda kaldıkları her saate sadakatimdir. Dünyaya gelen, yaşayan, mücadele eden, başaramadan önce, tanınmamış bir kişi olarak ölen tüm yaratıcılara da sadakatimdir. Bedenen veya ruhen yok edilmiş her yaratıcıya sadakatimdir. Henry Cameron’a, Steven Mallory’ye, adının söylenmesini istemeyen ama şu anda bu salonda oturan, kendisine hitap etmekte olduğumu bilen bir başka kişiye sadakatimdir.