Kediler insanları sevebilir mi yoksa onlar için yalnızca köle miyiz? Bu kitaptaki yüce Lili'ye bakınca ikinci cevap daha doğru görünüyor. Ama kediden önce insanlardan bahsedecek olursak, konusuna bakınca bu kitapta kendimle özdeşleştirebileceğim, bazı davranışlarını tamamen anladığımı hissedebileceğim karakterler olmasını beklemiyordum.
Kişinin kendi isteklerini göz ardı edip düşünceli şekilde yaklaştığı birine başka birinin düşüncesizce davranması ve bunun yanına kalması hissi, madem o böyle davranabiliyor ben de öyle davranabilirim kuruntuları bir kedi ve akşam yemeği üzerinden çok yalın bir şekilde anlatılmış mesela. Kitaptaki kimsenin düşünce yapısı sağlıklı değil, ama insan anlıyor bu insanca mantıksız davranışları. Ancak anlıyor olmak Şozo'ya gıcık olmayı engellemiyor, kendisi hiçbir şekilde sorumluluk almayan, bütün zor işleri başkasına bırakan Şozo'yu yeniden karşılaştıklarında kedinin takmaması ile zalimce bir tatmin duydum.
Kedilerin davranışlarına insani anlamlar yüklemek çok kolay. Kitapta da her karakter bir insanmış gibi kediyi tahlil ediyor, kedinin davranışlarından etkileniyor. Bırakıldığı evden kaçarak bir hafta yürüyerek kendi evine dönmesi gibi hareketleri beni biraz şüpheye düşünse de, ben inanıyorum ki Lili duygulu falan değil. Yalnızca sıcaklığın ve mamanın peşinde. Etrafına öyle -yalnız- insanlar denk gelmiş ki, Lili'ye kendi içlerindeki çalkantıları yansıtarak onu kendi gözlerinde üstün bir konuma taşımışlar.
Kitap ince olmasına rağmen karmaşık hisleri basit şekilde anlatarak derinleşmiş. Bu dağınık inceleme de okuduktan sonra bıraktığı tadı unutmamak adına yazıldı.