Keşfetmekle ilgili olan şey, bulduğun şeyin bulmaya değer olup olmadığını bilmen gerektiğidir. Bazı şeyler orada öylece oturuyor, kendi işine bakıyor, keşfedilmeyi bekliyor. Amerika gibi. Ve diğer şeyler muhtemelen bırakılsa daha iyi olur. Dolabın arkasındaki ölü bir fare gibi.
Ayağı toprağa değdikçe uzaklaşamaz insan. Şehirlerden geçtikçe uzaklaşamaz.
Çünkü şehir bir hatırlatma biçimidir. Her şehir, içinde bir hatırayı canlandıracak fotoğraflar taşır.
İnsan şehirler geçtikçe kendinden izler bırakır. Şehrin parklarında, tren istasyonlarında, kafelerinde, bulvarlarında, dükkanlardan yükselen şarkılarında, duraklarında izler bırakır insan.
Şehirlerde bıraktığın her iz, geri dönmek için bir yol işaretidir.
İnsan hayatının bir yerlerinde ölüyor aslında. Ruhuyla arasına yaşamak kadar uzun bir mesafe giriyor. Ölüyor insan ve yeniden diriliyor. Umut etmek için diriliyor, başlayabilmek için diriliyor, doğru dürüst bir tek cümle kurabilmek için diriliyor işte.
Sonra… Sonrası karanlık.