Söz vermiştim kendi kendime. Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmakta bir hirstan başka neydi...
Hirs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncuye. Kalem, kağıt aldım. Oturdum...
Kalemi yontrum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm.
Yazmasam deli olacaktım.
Beni teselli eden tek şey ölümden sonra yok olma umuduydu.
Ikinci yaşam fikri beni korkutuyordu.
Henüz içinde yaşadığım dünyaya alışmamıştım .
Dünya artık ne isime yarardı ki.
Bu dünyanın benim için değil, bir avuç hayasiz yüzsüz
Dilenci tabiatli, çok bilmiş, kabadayi, gözü gönlü aç insanlar için olduğunu hissediyordum. Bunlar dünyaya uyumlu gelmişlerdi. . .