Hülya

"Sonra ekmek olalım olur mu acısı acıkana?"
Bazen bir şarkı, bazen tek bir söz, bazen bir kitap... Bizi ne iyileştirir bilemeyiz, ama ruhunun acısı acıkana bir lokma sunmak için çok güzel bir kitap; * Ne kadar değerli olduğunu sana nasıl davranıldığıyla ölçme." dedi at. "Şunu hep hatırla- değerlisin, önemlisin, seviliyorsun ve bu dünyaya başka kimsenin katamayacağı bir şey katıyorsun." * "İyilik görmek için bekliyoruz çoğu zaman... oysa kendine iyi davranmaya hemen başlayabilirsin." dedi köstebek. * "Söylediğin en cesurca şey neydi?" diye sordu çocuk. "Yardım et." dedi at. * "Yarını bilmiyoruz." dedi at, "bilmemiz gereken tek şey birbirimizi sevdiğimiz." * "Çok küçüğüm ben." dedi köstebek. "Evet." dedi çocuk, "ama çok büyük bir fark yaratıyorsun." * "Başarı ne sence?" diye sordu çocuk. "Sevmek." dedi köstebek. ve daha pek çoğu
Çocuk, Köstebek, Tilki ve At
Çocuk, Köstebek, Tilki ve At
... ve sen en güzel detay; dost... iyi ki varlar🍀
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Seni nasıl özledim... bilemez, bilemez, bilemezsin Dosto :)
Düşüncelerinin arasında gezinmeyi özledim. Ruhların temas ettiğini hissettirmesini, kendini sana ayna misali göstermesini, haklı sorgulamalarını, serzenişlerini ama en çok da sorgulatmalarını özledim. Bitirmeyi hedeflediğim ve başlamam gereken farklı kitaplar olmasına rağmen aklım hep
Fyodor Dostoyevski
Fyodor Dostoyevski
'de. Eline alıp birazcık karıştırmak bile huzur🥲
Duygu ve Düşünce
Az çok hepimiz göreceğiz o saydıklarını ama çoğumuz farkına varamayacağız. Samimi gülüşlere, çıkarsızlığa hasret, ekleyeceğiz saatlere dakikaları. Elveda şarkısını söylemeye bir adım daha yaklaşmışken belki de "hoş olsun" demek içindi sokakta bu yazı ile karşılaşmak... :)
Duygu ve Düşünce
Ah şu bizim, sevgiyi bilmeyişimiz, öğretemeyişimiz ve ne aradığımızı bile bilmeden tükenişimiz... Yok ya, o kadar da değil sanki..? Üzgünüm, ondan da fazla! Hepimiz denk gelmedik mi gerçek sevgiyi bilmediği için birkaç sevgi sözcüğü ile süslenmiş bencilce gülüşlerin içinde kendi masumiyetini arayanlara? Sevilebilmek için, paramparça bir halde iken kendisi, hem bedeninden hem ruhundan parçalar koparıp sahte kırılmışları onarmaya çalışanlara... Yalan söyledim çünkü seni üzmek istemedim'lerin ardına saklanmış, kaybedilen benliklere... Kısıtlamanın, gizli kalmış sefil duyguların göstergesi olduğunu fark edemeyenlere... Sevgiyi, ben seni çok seviyorumlardan sonraki ama'larda çaresizce ve gözü bağlı bulmaya çalışanlara... Belki de bizdik bunlar. Yani çoğumuz, öyle ya da böyle, boyun eğdik sevgisizliğin karşısında; bazılarımızın sebebi annesi oldu, bazılarımızın sebebi babası, kardeşi, sevgilisi, eşi, arkadaşları, çocuğu...derken,
Jack London
Jack London
'ın dediği gibi "zaman içinde katılaştık" az ya da çok. Sonra pek az kısmımız kalkıp tanıştırılmadığı o duyguyu kendi çabalarıyla tanımaya çalıştı.. Umarım en güzel haliyle tanışırız ve kirli kalplerin siperi olmaz artık "sevgi" sözcüğü ve türevleri.
Kendini, şeytanın veliahtı diye nitelendiren bir adam bile yaptığı kötülüklerden pişmanlık duyuyorsa acaba kötülük yapan diğer tüm insanlar (şeytanın veliahtı olmasalar bile ve her ne kadar burada kurgu karışık olsa bile) bu dünyada pişmanlık duyuyorlar mıdır? Daha da önemlisi kötü olduklarının farkındalar mı ve iyi olmayı istiyorlar mı? Beni en çok düşündüren şey bu oldu
İtiraf
İtiraf
ta. İnsanların, kelimeleri silah olarak kullanıp dünyalar yıkabileceğini de gözler önüne serdi güzelce. Peki ne zamana kadar? Tam tersinin de mümkün olduğunu ne zaman kavrayacağız?