Esinti
Rüzgar, içimde ıslık çalıyor.
Çıplağım.Hiçbir şeyin ,hiç kimsenin efendisi değilim, kendi inançlarımın bile. Rüzgara karşı duran , rüzgarın çarptığı şu yüzüm ben yalnızca; yüzüme çarpan rüzgar da benim.
Bu memlekette dünyanın beklemediği,asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine yüksek sahne oldu.Bu sahne yedi bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı ; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden , yıldırımlarından , kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı , onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek , yıldırım , güneş oldu; Türk oldu.
Türk budur. Yıldırımdır , kasırgadır , dünyayı aydınlatan güneştir.
Mustafa Kemal Atatürk
İnsana bir uzmanlık öğretmek yetmez.
Bununla insan, işe yarar bir makine olur ama tam eksiksiz bir kişilik kazanamaz.
Elde edilmeye değer bir şeye coşkunlukla yönelmesi gerekir onun.
Bir güzellik ve ahlakça iyilik duygusu edinmelidir yoksa insan uzmanca bilgileriyle ,dengeli bir biçimde gelişmiş bir insandan çok,
İyi eğitilmiş bir köpeğe benzer.
Nasıl ki ölğm konusunda insanın yapabileceği bir şey yoksa, olmuş olan konusunda da yapacak hiçbir şey yoktu.Bir kez olanı kim tersine çevirebilirdi ki?