Havva Akdemir

Havva Akdemir
@hnakdem
Oturuyorum öylece. Havanın, denizin, denizdeki hareketin, dizlerime sürtünerek koşan çocukların, sessizlikle önüme bırakılan çayın, motor gürültülerinin, ıssızlık içinde korku doğurarak kayan yelkenlilerin, sağ omuzumu ağırlaştırarak ufka inen güneşin, ve gelip giden insanların hayata doğru kımıldatamadıkları bir varlığım şimdi. Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. Kederli olduğum da söylenemez zaten. -Buna sebep de yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felaket geçirenlerim var. Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok. -Ağırlıksız duran bedenimi küçümsiyeceklerdi. Sonra da birbirlerini dürterek, ya da ilerideki arkadaşlarına göz işareti vererek beni gösterecekler, "kalbini yok etmişin haline bakın, hınzır pek de pratik, belli etmiyor hiç" diyeceklerdi. Ama iyi ki yoklar.
Reklam
"Yedigey, Abutalip'in aklına, bilgisine değer verir, saygı duyardı. Ama asıl beğendiği tarafı ağırbaşlılığı, ailesine bağlılığı, çocuklarının iyiliği ve geleceği için kendi hayatını hiçe sayar gibi çalışmasıydı. Kuvvetini de bundan alıyordu zaten. Bu yeni arkadaşını dinledikçe, bir insanın başkalarına yapabileceği en büyük iyiliğin, çocuklarını iyi terbiye etmek, iyi yetiştirmek olduğunu da anlıyordu. Bunun için başkalarının yardımına gerek yoktu. İnsan bu işe her gün zaman ayırmalı, adım adım gitmeli, kendini tamamen ailesine, çocuklarına vermeliydi."
"Kalbe karşı muhalefetin akıldan veya gururdan geldiği sanılır. Bence bu, kalbin kendi kendisine karşı müdafasıdır. Sevgilide kaybolmamak için nefret sebepleri arar, bulamazsa yaratır. İşte böyle, kendi kendini aldattığını anlayınca da utanır ve ona daha çok bağlanır. Kendi yalanlarını affetmeyen kalbin kendine verdiği ceza. Aşıklara haber vermek isterim. Kalbin bütün meseleleri yalnız kalpte halledilir. Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir. Ümitsiz bir aşkın panzehiri nefrettir. Fikirler ancak bu mukavemet hislerini yaratan tahrik ve telkin unsurlarıdır."
"Ben o çizgiyi dizlerine, ayaklarına kadar indirdikten sonra, belki zaruri, fakat eksik bir tekamülün izleri üzerinde evvela beş asır geriye, sonra da beş asır ileriye doğru uzatıyorum. Geride, ışık çağı sanılan bir yeniden doğuşun başlangıcında, senin yarınki felaketini hazırlayan karanlık istikametin hareket noktalarını görüyorum. Bu, maneviliğin şimdiki bozgununu hazırlayan ahmakça bir tabiata dönüşün ilk devreleridir. Asırlar sonra, zamanımızda, şehirleri geceleyin nura boğan elektriğin ruhlarımızdaki karanlığı arttıracağını sezemeyen bir çağın emekleme yıllarında, bu çizgi, varış değil, kalkış noktasını buluyor."