Durup dururken birden kör olan insanları konu alıyor ve bu körlük giderek yaygınlaşarak bir salgına dönüşüyor. Kitap çok akıcıydı, yazarın anlatımını çok beğendiğim. Bir de diyaloglar konuşma çizgileriyle belirtilseydi tadından yenmezdi.
hayatta kalabilmek adına, kurdukları hayvani düzeni, yaşadıkları rezillikleri bunlara adapte oluşlarını, bunun aslında körlüğün getirdiği doğal bir zorunluluk çerçevesinde yaptıklarını kitapta efsane bir şekilde anlatılmış.hayatta kalabilmek için bazı şeylere katlanmaları ve asla yapmayacağı şeyleri yapmalarına şahit oluyoruz. İnsan acaba ben olsam ne yapardım demeden edemiyor.
Kitapta isimler yok insanlardan onların dış görünüşüyle bahsederek konuyu ele alıyor. Yazarımız ne de olsa herkesin kör olduğu bir yerde isimler neye yarar diyor ve doktor, doktorun karısı, koyu gözlüklü genç kız şeklinde anlatarak kitap ilerliyor.