Birçok zengin aile çocuklarını da kendi mesleklerine göre yetiştirir. Babadan oğula bir geçiş vardır. Kimi parayı alıp daha iyiye götürür, kimi orada burada yer, kimi de Celal ŞENGÖR gibi kendi hayalleri doğrultusunda kullanarak başka bir alanda kariyer yapar. Aile önemlidir evet ama onu değerlendirmek de önemlidir.
"Unutmayın, herkes kendi şansının mimarıdır.”
“Şans, hazırlıklı zihinleri tercih eder.”
Şengör daha okuma yazma bilmezken kitaplardaki dinozorlar dikkatini çekmeye başlıyor. Sonra dinozorlar hakkında sorular soruyor; “Bu hayvanlara ne oldu, nasıl yaşıyorlardı?” Aileden cevap veren pek çıkmıyor ama Şengör de sorularının peşini bırakmıyor. Belki de önemli olan sadece merak etmek değil de bu merakın peşinden gidebilmek.
Jules Verne okuyor bir gün ve yazara hayran oluyor. Hatta; coğrafyayı onun sayesinde öğrendim, diyor. Tüm kitaplarını okuyup sorularına yeni sorular ekliyor, aynı zamanda tüm çocuklara da Verne öneriyor.
“İlham budur. Bir şey sende çağrışım yapar, bir kıvılcımdır ilham. (...) ilham beklenmesi gereken bir şey değildir ve en çok da hazır olan akıllara gelir.”
Peki eğitimci nasıl olmalıdır?
“Eğitimci öncelikle ders vereceği konuyu çok iyi bilmelidir. İkincisi çocuğu heyecanlandırabilecek yeteneğe sahip olmalıdır. Ben meslektaşlarıma hep söylüyorum: her profesör yarı yarıya aktör olmak zorundadır.” Bizim okulda böyle hocalar çok var. Dersin üzerinden iki sene geçmiş ama öyle bir canlandırma yaparak aklımıza sokmuş ki hoca, başka derste ya da okuduğum bir kitapta bahsi geçince hemen o güne gidiyorum ve sanki dün dinlemişim gibi aklımda oluyor bilgiler. Gerçekten öğretmen olmak kolay değil, herkes de öğretmen olmamalı. Böyle öğretmenlerimizin de değerinin bilinmesi tarafındayım.”
“Bol bol kitap okumalı, iyi bir gözlemci olmalı, alanı dışında