8/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2023 92. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2023 07:45
Birçok zengin aile çocuklarını da kendi mesleklerine göre yetiştirir. Babadan oğula bir geçiş vardır. Kimi parayı alıp daha iyiye götürür, kimi orada burada yer, kimi de Celal ŞENGÖR gibi kendi hayalleri doğrultusunda kullanarak başka bir alanda kariyer yapar. Aile önemlidir evet ama onu değerlendirmek de önemlidir. "Unutmayın, herkes kendi şansının mimarıdır.” “Şans, hazırlıklı zihinleri tercih eder.” Şengör daha okuma yazma bilmezken kitaplardaki dinozorlar dikkatini çekmeye başlıyor. Sonra dinozorlar hakkında sorular soruyor; “Bu hayvanlara ne oldu, nasıl yaşıyorlardı?” Aileden cevap veren pek çıkmıyor ama Şengör de sorularının peşini bırakmıyor. Belki de önemli olan sadece merak etmek değil de bu merakın peşinden gidebilmek. Jules Verne okuyor bir gün ve yazara hayran oluyor. Hatta; coğrafyayı onun sayesinde öğrendim, diyor. Tüm kitaplarını okuyup sorularına yeni sorular ekliyor, aynı zamanda tüm çocuklara da Verne öneriyor. “İlham budur. Bir şey sende çağrışım yapar, bir kıvılcımdır ilham. (...) ilham beklenmesi gereken bir şey değildir ve en çok da hazır olan akıllara gelir.” Peki eğitimci nasıl olmalıdır? “Eğitimci öncelikle ders vereceği konuyu çok iyi bilmelidir. İkincisi çocuğu heyecanlandırabilecek yeteneğe sahip olmalıdır. Ben meslektaşlarıma hep söylüyorum: her profesör yarı yarıya aktör olmak zorundadır.” Bizim okulda böyle hocalar çok var. Dersin üzerinden iki sene geçmiş ama öyle bir canlandırma yaparak aklımıza sokmuş ki hoca, başka derste ya da okuduğum bir kitapta bahsi geçince hemen o güne gidiyorum ve sanki dün dinlemişim gibi aklımda oluyor bilgiler. Gerçekten öğretmen olmak kolay değil, herkes de öğretmen olmamalı. Böyle öğretmenlerimizin de değerinin bilinmesi tarafındayım.” “Bol bol kitap okumalı, iyi bir gözlemci olmalı, alanı dışında
Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı EtkiliyorCelâl Şengör · Masa Yayınları · 20233,908 okunma
Mavi Anadolu
Puan vermedi·256 syf.··
2024 2. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2024 23:25
Turizm mezunuyum.. Profesyonel Turist Rehberliği’de yaptım.. Öyle olunca ilgim tabiki de Anadolu, Anadolu efsaneleri.. Mesleğimi şu anda yapamasam da her daim aklımın bir ucundadır.. Anadoluyla ilgili kitaplar okumak hobimdir.. Azra Erhat’ın bu kitabını da özlemle içim kıpır kıpır okudum.. Daha önce gezip gördüğüm yerlerin 50-60 yıl önceki hallerini okuyup gözümde canlandırmak tarif edilemez bir duygu.. 50-60 yıl önce neymiş şimdi ne olmuş.. O zaman ki sorunlar neymiş, günümüzde çözülebilmiş mi? Bazı noktalarda aynı kalmışız galiba.. Çünkü bazı sayfaları okurken Azra Erhat 50 yıl öncesinden değil de günümüzden bahsediyor gibi geldi.. Bilmiyorum ben büyük bir keyifle okudum Mavi Anadolu’yu.. Bu arada kitabın ilk sayfalarında Troya Savaşı’ndan, Troya efsanelerinden bahsediliyor.. Troya ile ilgili güzel bir kaynak diyebilirim.. Anadolu’ya, efsanelere, antik kentlere ilgi duyanların okumasını tavsiye ederim..
Mavi AnadoluAzra Erhat · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018381 okunma
Reklam
Puan vermedi·304 syf.··
2022 119. kitabı
Çok umutlu olduğum bir kitaptı. "Yazmak" hakkında kitaplar okumak hobimdir :) Maalesef ki okumakta çok zorlandım. Yazmak hakkında püf noktaları yani gerçekten bu sanat hakkında derin bir kitap beklerken ben, yazarın yazma serüveninin içinde buldum kendimi. Açıkçası çok da merak ettiğim bir yazar değil o yüzden akmadı kitap. İlerleyen kısımlarda faydalı kısımlar vardı ama genel olarak beni sıktı.
Edebiyat
Yazma SanatıStephen King · Altın Kitaplar · 20071,254 okunma
7/10
·352 syf.··
2021 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2021 01:21
Avrupa monarşilerine büyük ilgim vardır. Belgesellerini izlemek ve araştırma yapmak hobimdir diyebilirim Artık monarşilerin yönetimdeki işlevi kısıtlanmış olsa da sembolik değerleri ve güçleri azımsanmamalı. Özellikle İngiliz Monarşisi. 1952’den beri İngiliz tahtında 2. Elizabeth bulunmakta. Ardından gelecek isim ise Galler Prensi Charles. İşte bu kitap Prens Charles’ın eski eşi merhum Prenses Diana’nın biyografisi. Diana kimdir? 20 yaşında iken o zamanlar 33 yaşında olan prensi ile evlenen Lady Di kısa bir prenseslik yaşadı. Kraliyetin getirdiği yaşama uyum sağlamakta zorlanan Prenses depresyon ve blumia ile savaştı. Ancak Prens’in sadakatsizliği kaldıramadığı şeylerin başındaydı. “Evlilikte 3 kişiydik, yani biraz kalabalıktı” sözleri ile akıllara kazınmıştı. 1995 yılında skandal olarak adlandırılan, her şeyini döktüğü BBC röportajı sonrası 1996 yılında yılında 2 oğlunun babası Charles’tan boşandı. 1997 yılında ise o zamanki sevgilisi ile birlikte Paris’te geçirdiği bir trafik kazası(!) sonrası hayatını kaybetti. Diana bir moda ikonu, iyilik ve yardımlaşma sembolü olarak başta İngiltere olmak üzere tüm dünyada ses getirdi. Özellikle yoksul çocuklar ve AIDS hastaları hakkındaki yardım projeleri ile birçok hayata dokundu. Kraliyete yeni bir nefes getirmesi ile ayrıca öneme sahip olan Di, birçok kraliyet geleneğini yıkması/modernleştirilmesiyle de bilinir. Kendisi tarihin en çok fotoğraflanan ve ne yazık ki en az anlaşılan kadınlarından biri aynı zamanda. Bu kitap Diana ile ortak süren uzun çalışmalar sonucu ortaya konmuştur. Yazar Andrew Morton aracılar vasıtasıyla prensesle röportajlar yapıp daha sonrasında kendisine taslağı onaylatarak 1992’de ilk basımı yayınlamış. Bu kitap içerdiği çirkin gerçekler sebebiyle 1900lar İngiltere’sindeki en yasaklı kitap halini
DianaAndrew Morton · Yakamoz Yayınları · 2020178 okunma
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2020 10:48
Serinin ikinci kitabı, Morrigan'ın Wunderous Cemiyeti'ndeki heyecan verici macerasını anlatıyor. Ezra Squall'ın peşini bırakmaması, Cemiyet'teki arkadaşlarının onunla konuşmaması ve gizemli ortadan kaybolmalar Morrigan'ın zorlu bir yıl geçireceğinin kanıtı. Kitabı çok sevdim. Hatta o kadar çok sevdim ki bir sonraki kitap için beklemek büyük bir zulüm gibi geliyor ki bilirsiniz, sevdiğim serilerin devam kitaplarını beklerken sürünmek büyük hobimdir fakat şu an Morrigan'ın bir sonraki macerası okumayı o kadar çok istiyorum ki bu duruma ben bile şaştım. İlk kitabı da severek okumuştum ama Wundersmith'i okurken aldığım keyif bambaşkaydı ve bunun en önemli sebebi Cemiyet'in ta kendisi. Hangi kitap, dizi ya da dünya olursa olsun; kurmaca okullara büyük bir zafım var ve Wunderous Cemiyeti'de istisna değil. Her ne kadar -çeşitli sebeplerden dolayı- Cemiyet'in içine çok fazla girememiş olsak da beni bu haliyle bile kendine çekmeyi başardı. Daha önce de yazarın hayal gücüne ve bu hayal gücünü kitaba yansıtış şekline bayıldığımdan bahsetmiştim zaten ama Wunderous Cemiyeti ile ortaya çıkardığı işi daha da beğendim. Oraya geri dönmek için şimdiden sabırsızlanıyorum. İlk kitabı okuduysanız biliyorsunuzdur yazar, Harry Potter dünyasından baya bir esinlenmiş. Bu durumu bu kitapta görmeye devam ediyoruz ama bu durum beni rahatsız etmiyor kitabın bu tanıdık hissi hoşuma gidiyor. Bu esinlenme işinin çok ince bir çizgisi olduğu kanaatindeyim ve yazarda bu çizgide denge ilerlemeyi bir kez daha başarmış. Wundersmith'i ilk kitaptan daha çok sevmemin başka bir sebebi de yazarın karakterler arasında kurduğu arkadaşlık. Bilmiyorum bunu kaçıncıya söylüyorum ama arkadaşlık hikayelerine büyük önem veriyorum ve yazarların da bu hikayelere önem vermesine, onları ince ince işlemesine bayılıyorum
WundersmithJessica Townsend · Domingo Yayınevi · 2020401 okunma
Puan vermedi·545 syf.··
2019 10. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2019 15:02
| Karaca ~ Kerime Şimşek | ° Kalp ve damar cerrahı Maral Altuğ, işine ve ailesine aşık genç doktorumuz. İş çıkışı sürekli gittiği bir kulübe gidiyor ve duruşundan etkilendiği adamla karşılaşıyor ve bu kulüpte uyuşturucu krizi geçiren birini resmen hayata döndürüyor. Baştan beri etkilendiği adam, Arkın, kulübün sahibi. Maral'ın aslında ilk defa karşılaştığını sandığı adam, aslında geçmişten gelen bir intikamın sahibi. Kitabın başında adam kızı öpüp gidiyor sonra intikam için geliyor kötü davranıyor yeniden gidiyor en son çok hızlı bir şekilde aşık oluyorlar. Bu kısım aşırı hızlı geldi bana. Tamam aşk birden olur bunu yadırgamıyorum ama olaylar fazla hızlı ilerledi. Her neyse duygular yoğunlaşınca adamımız için tam intikam vakti. Arkın'ın hasta küçük kardeşinin ameliyatına Maral'ın girmesi ile olaylar değişiyor ve adamımızın gözü dönüyor, intikam çanları çalıyor. Bir yandan içindeki duyguları, vicdanını bastırmaya çalışan adam bir yandan da intikam için yanıp tutuşuyor. Tabii öfkeyle kalkan zararla oturur sözünün canlı örneği olarak çıkıyor karşımıza. Detay vermeden nasıl anlatırım bilmiyorum ama Arkın'ın sebepleri çok saçmaydı. 'Ne olur Arkın, yapmadan kendine gel' diyerek okudum. O anki ruh halimden mi bilinmez -ya da her şeye ağlama potansiyeli olan biri olarak- sık sık gözyaşlarımı silerek okudum. Ben duygusal, ağlamaklı hikayeleri çok severim. Ağlayıp rahatlamak en büyük hobimdir o yüzden duygusal sahneler aşırı hoşuma gitti. bol bol duygu geçişleri yaşadığım için ayrıca sevmiş olabilirim
KaracaKerime Şimşek · Müptela Yayınları · 201883 okunma
Reklam