Ateşe baca lazım. Kitaba hoca lazım.
Geçen Cuma
Geçtiğimiz Cuma günü Cuma Namazı'nı kılıp çıkmıştım. Hocaefendi, Cuma Namazı sonrası 2 dk bir sohbet yaptı -ben o arada camiiden çıkmıştım ama avludaydım- yürüyüp giderken kulağım sohbette olmamasına rağmen Hoca'nın bir sözüne takılıp kaldım. "Mümin'de iki şey vardır ki asla yaşlanmaz." Böyle demişti, müminde yaşlanmayan şeyi merak etmiştim, sözlerine devam etti: "Evet Sevgili Cemaat, Peygamber Efendimiz buyuruyor ki (Aleyhisselam) ; Müminde iki şey vardır ki bunlar yaşlanmaz. Birincisi mal edinme hırsı, ikincisi ise yaşamak arzusu..."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Geç oldu ama anladım. Bir gün ellerimi kafamın arkasında birleştirmiş odamın tavanına bakarken anladım. Günü gelince kanser edecek insanlara şifa olmak manasızmış... Sonra sorana da söylemez oldum. Koca bir "hiçbir şey" taktım dudaklarıma. Kaçtım sokaklar boyu. Aynalar gördü bir tek gözyaşlarımı. Kendi yanaklarıma ancak kendi parmaklarım uzanabildi. "Sen çok güçlüsün," demişti zamanında. Bir kerecik olsun inanmak istedim. Dışarıdan öyle mi gözüküyordum? Bilmiyorum... Sonra kursağımda kalan laflar şişti, kendini belli etti. Adına tiroid dediler. Stres dediler. Sıkıntı dediler. Ağlama dediler. Bugün her gözlerim dolduğunda ne yapacağımı bilmiyorum. "Yine hasta olacaksın, sus artık," diyorum. Sonra elimi boğazıma götürüp daha çok ağlıyorum. Sonra kan görüyorum; Babamın burnundan gelen kanları... Beyaz zeminde yayılıyor. "Kanser olmuş, kanser hastası, 1. evre, dikkat etsin, ihmal eder..." "Çocuk o, neyi kafaya takmış? 14 yaşında, kesin ameliyat..." diye fısıldıyor birisi iki taraftan. Sonra ak saçlı bir teyze görüyorum; "Ben yıllardır kemoterapi alıyorum," diyor. Konuşmalar işitiyorum. Ellerim terliyor. Telefonlar çalıyor.
HZ. MUAVİYE'YE "radyallahu anh" DENİLMEZ Mİ? -III-
"Ömer İbnu'l-Hattab (r.a.), Umeyr İbnu Sa'd'ı Humus valiliğinden azledince, yerine Hz. Muaviye'yi (r.a.) tayin etti. Halk: Umeyr'i azledip Muaviye'yi mi tayin etti, diye mırıldandı. Umeyr (r.a.) ise: Muaviye'yi hayırla yâdedin. Zira ben Resulullah aleyhissalatuvesselamın "Allahım onunla (insanlara) hidayetini ulaştır!" dediğini duydum, dedi." Kütüb-i Sitte, Hadis No: 4478 Evvelki yazılarıma yapılan bazı yorumlardan ötürü, daha başlarken bir noktayı açıklığa kavuşturmak istiyorum: Hz. Muaviye'nin "radyallahu anh" denileceklerden olduğu "şu âhirzamana kadar" Ehl-i Sünnet mabeyninde "netameli" bulunmuş bir konu değildir. Mevzuun gerek İmâm-ı Gazalî'nin İhyâ'sında, gerek İmâm-ı Rabbanî'nin Mektubat'ında ve gerekse diğer makbul/muteber kaynaklarımızda nasıl ele alındığını incelerseniz "netameli" hiçbir noktaya rastlayamazsınız. Hz. Muaviye'nin bir Sahabî olarak "hürmete layık olduğu" gayet açıktır. İttifakla da beyânlıdır. Ulemamızın bu meseleyi medar-ı bahs etmeleri, kendi aralarında tartışma konusu olduğundan değil, Şia vb. bid'a fırkaların Mü'minlerin kafalarını/kalplerini karıştırmalarına engel olmak içindir. Elhamdülillah. İşte biz de bugün o salih seleflerimizin izlerini takip ediyoruz. Rabbim, ne bu dünyada ne ötekisinde, dudaklarımızı ayak izlerinden kaldırmasın. Âmin. Bediüzzaman'ın da bu müceddidler kervanının bir halkası olduğunu hatırlarsak, elbette, ondan da bu hak yoldan başkası sâdır olmaz. Başka muradı olamaz. Zâten, Hz. Ali radyallahu anhın duruşunu "azimet" Hz. Muaviye radyallahu anhın duruşunu ise "ruhsat" noktasında ele alması, "her ikisini de" İslâm dairesi içinde gördüğünün delillerinden birisidir. Mezkûr kavramlar hakkında küçük bir özet geçersem: **Azimet "asıl hüküm"dür. Ruhsatsa şartlarına bağlı olarak uygulanabilecek "geçici
Hazreti Muaviye
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
“Din kimliktir, hududa riayettir.. Kimliğini kaybeden her şeyini kaybeder” Şehit Bayram Ali Öztürk Hoca ...
Din