Freud sözcüklerin ihtiyaç ve arzunun araçları olduğunu varsaymıştır; dil olmadan tarih olmayacağından psikanalitik tedavide mümkün olduğunca yeniden yapılandırılması gereken bireyin ihtiyaç ve arzu tarihidir. Psikanaliz hastaların geçmişlerini yeni bir tür dikkatli dinleyiciye yeniden sunarak arzularını geri kazanmalarına olanak tanımaktadır. İnsanların özdeşleşmek (ya da kendilerini tanımlamak) amacıyla kullanabilecekleri şeylerin -ırk, din, milliyet, sınıf, yetenek- gitgide arttığı bir dönemde Freud modern insanların kendilerini öncelikle arzulayan yaratıklar olarak tanımlamalarını isteyecektir.
Ama diğer şeylerin yanı sıra bir okuma kuramı olarak Freud'un çalışması bilindik formülasyonlara güvenimizi yıkmak ister, özellikle geçmişle ilgili olanlara. Freud tarihten basit sloganlar çıkarma, kendi kurmacamıza ve formülasyonlarımıza hevesle ikna olma eğilimimiz konusunda dikkatli olmamızı ister. Freud'a göre daima zapt edilemez olanı zapt etmeye çalışırız. Gerçekler ne kadar dehşet verici olursa olsun, Freud'a göre tarih daima kendimize bilme izni verebileceğimizden daha dehşet vericidir, dolayısıyla kavranması daha zordur; üstelik tarihin daha da dehşet verici bir şeye dönüşeceğini sezmiş gibidir (Viyana'da kalan kız kardeşleri toplama kamplarında ölecektir). Freud, ancak sansürlenmiş geçmişle yaşanabileceğini keşfediyordu. Psikanalitik bakış açısından modern insanlar kendi tarihlerinin mağdurları oldukları kadar mimarlarıdır da. Gerçekler bizi yok etmesin diye tarih yaparız.