Jorün'e göre insan beyni gelişmiş bir bilgisayar gibiydi. Sofi ise pek emin değildi bundan. İnsanın bir makineden, daha öte bir şey olması gerekmez miydi?
Bayan Guinea bana bir Avrupa ya da dünya turu bileti vermiş olsaydı da zerrece farketmeyecekti. Çünkü nerede olursam olayım —bir gemi güvertesinde, Paris’te bir sokak kahvesinde ya da Bangkok’da— hep aynı sırça fanusun altında kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.
Ne düşünceleri benim düşüncelerim, ne de duyguları benim duygularımdı. Ama onun düşünceleri ve duyguları benimkilerin çarpık, siyah bir yansısıymış görünecek kadar yakındık birbirimize.
«Bir erkeğin egemenliği altında olmanın düşüncesinden bile nefret ediyorum,» demiştim Doktor Nolan’a. «Bir erkeğin dünyada hiçbir kaygısı yokken, benim tepemde beni hizada tutmak için Demokles’in kılıcı gibi asılı duran bir bebek var.»