"Ben kötü birisi değilim! Çok çalışıyorum, çocuklarımı seviyorum. Peki o zaman neden pazar günlerimin yarısını cehenneme nasıl gideceğimi dinleyerek geçireyim ki?"
Sevgili Tanrı, tannlar bana hep iyi davrandı, bunun için teşekkür ederim. Hayatımda ilk kez her şey olmasını istediğim gibi gidiyor. Gel anlaşalım. Şimdi her şeyi bu şekliyle dondur, ben de senden bir daha bir şey istemeyeyim. Eğer tamamsa, bana sakın işaret verme. Tamam, anlaştık. Minnetimin karşılığı olarak sana süt ve çikolata sunuyorum. Eğer bunları yememi istiyorsan, bana işaret verme. Hemen hallediyorum (ham, hum ham).
Kitabı yorumlamadan önce çeviriyle ilgili iki üç şey söylemek istiyorum. Bu çeviri değil adeta Türkçeleştirme! Bay Smith olarak çevirilmesi gereken yerler John Bey diye çevirilmiş. Üşenmedim metnin orijinalini bulup baktım, üçüncü bölümün başındaki Homer Simpson şakasını komple yemiş mesela çevirmen. Kim bilir daha neler çeviri zaiyatına uğradı. Özetle, çok kötü bir çeviri olmuş. Çevirmenin Nobel ödüllü Abdulrazak Gurnah kitaplarını da çevirdiğini öğrenince daha da üzüldüm. Neyse, gelelim konuya.
Ana karakterimiz John Smith, zihin okuyabilen bir Reacher adeta. İstese de istemese de insanların düşüncelerini duyabiliyor. Duymakla da kalmayıp yönlendirebiliyor. Veri madenciliği yapan bir şirket, algoritmasının çalındığını söyleyip yardım isteyince ıssız bir ada karşılığında işi alıyor. Fakat daha ilk adımda işin göründüğünden daha karmaşık olduğunu fark ediyor. Güzel bir konu, ilerleyiş de güzel. Bay Smith'in hem olayı çözüşünü hem de bu yeteneğini zamanında nasıl geliştirdiğini öğreniyoruz. Kafa dağıtmak için okunabilir. Yine de tercihinizi orijinal metinden yana kullanmanızı tavsiye ederim. =)