• "Temiz bir kaIp, zehirli dillerin bozduğunu düzeltir."

    - Homeros
  • Şarap içmeden şair olunmaz diyen homeros'a ,
    İbni fard şöyle cevab vermişti :" Biz sarhoş olduğumuz da daha üzüm yaratılmıştı . '
  • Niteliksiz Adam'ı okurken özellikle bilmeniz gereken yazarlar, şairler, ressamlar, müzisyenler, devlet adamları, filozoflar, komutanlar vs vs
    Goethe, Nietzsche, Napoleon, Bismarck,Kant, Hegel, Clerk Maxwell, Martin Luther, Homeros, Galileo Galile, Wagner, Mozart, Beethoven, Bach, Strindberg, Peter Rosegger, maurice maeterlinck, Joseph Haydin, Diego Velazquez, Peter Paul Rubens, Dominique İngres, Adalbert Stifter, Biedermier, Albrecht bin wallenstein, Gottlieb Fichte, Friedrich Hebbel, bertha bin suttner, Leibniz, Antonio Lavoisier, Gardono, Carl Friedrich Gauss, Ludwing ganghafer, Şirazi ...
  • Soylu eşkiya: #İnceMemed
    Yaşar Kemal ve onun tanıştırdığı İnce Memed'le yaptığım aşağı yukarı 70 günlük, 2161 sayfalık yolculuk dün gece bitti ama bitmemesi gerektiğine inandığım bir anlatı ve destandı kim bilir belki bir gün bir destancı çıkar kalınan yerden devam eder İnce Memedleri yaşatmaya!
    Sanmayın ki "İnce Memed" yaşamış, gerçek bir kişidir. Herkesin belleğinde kuşkusuz İnce Memed denilince akla gerçek bir kişi gelir ve bilinçaltımızda yer edinen, kaynağını tam olarak bil(me)diğimiz bir sebepten ötürü şu sıfatlar da gelir: adalet, eşitlikçilik, sınıf karşıtlığı; hatta evliya, hızır, ulu kişiler, Köroğlu, Baba İshak, Hz. Ali gibi dinsel ve tarihsel kişilikler de gelir. Bütün bunlar İnce Memed'in bir hak ve mücadele destanı olduğunu gösteriyor çünkü saydığım tarihsel ve dinsel kişilikler kendi dönemlerinde haksızlıklara uğramış, karşı duruşlarıyla örnek olmuş veya halkı "adalet arayışında" etkileyerek, halkın kendiliğinden kenetlenmesini sağlamışlardır. İşte İnce Memed böyle kişiliklerin ve serüvenin romanı.
    İnce Memed; Halkın Abdi Ağa(lar)dan, Hamza Ağalardan, gösterişçi ve rantçı milletvekili Arif Saim Beylerden, ihtirası yüzünden bütün Toros köylerini baskı ve şiddetle boşaltan Albay Azmilerden, şeytani kurnazlığıyla insanları birbirine düşüren ve kötülük planyacısı Murtaza Ağalardan, işkenceci Kertiş Alilerden gördüğü zulmün karşısına dikilme cesaretinin birleşmiş, somutlaşmış hâlidir.
    Bunu yaratan da Yaşar Kemal. O tıpkı Batı'nın ilk metinlerinin yaratıcısı, ilk ozanı, ilk destancısı Homeros gibi Çukurovanın, Torosların (Kozan, Andırın, Anavarza, Akçasaz, Değirmenoluk, Vayvay, Dikenlidüzü, Hemite, Ceyhan...) Akdenizin ve Mezopotamya'nın Fırat kıyısı dengbêji; Toroslarda yaşamış Türkmelerin, Kürtlerin, Kızılbaşların, Tahtacıların dedesi; Çukurovadaki börtü böceğin, en ücra köyün, çeşit çeşit bitkinin, vadinin, dağın, tepenin ve geçitlerin ozanıdır. O'nun için yazar demek yetersiz olur yukarıda satır aralarında saydığım sıfatlar üslubu ve destansı anlatımı için daha uygun olur. Milattan önceki zamanların ya da milatla beraber yazılan, söylenen ilk metinlerin, anlatıların oluştuğu zamanlarda yaşamış, görmüş de günümüze kadar canlı kalmış Çınar sanki!
    Gılgameş, İlyada ve Odyseuss nasıl ki geçmişe ışık olduysa İnce Memed de yüzyıllar sonrakiler için bugünün ışığı olacak. İyi ki anlatmış, iyi ki yazmış. Çukurova ve biz çok borçluyuz ona borcun bedeli candan büyük. Biz hep eksik anlatacağız onu ve anlattıklarını. Minnetle...
  • Tantalos Batı Anadolu'da bir Frigya kralı, Pelops ve Niobe'nin babasıdır. Eski Yunan mitolojisine göre Zeus ile nemf'lerden biri olan Plouto'nun oğludur.

    Spil Dağı'nda (Manisa) hüküm sürüyordu. Atlas'ın kızı Dione ile evlenmişti. Bir rivayete göre Paktolos ırmağının kızı Eurnassa da onun karısı idi. Efsaneye göre, tanrıların hoşgörüsünü kötüye kullandı ve müthiş bir azaba çarptırıldı.

    Pindaros'a göre kendisini Olympos'a davet eden tanrılardan nektar ve ambrosia çalar, tanrılar ona iade-i ziyarette bulundukları zaman onlara, yemek için önlerine oğlu Pelops'un etini koyduğu yalanını söyler.

    Tanrılar onu çenesine kadar su dolu yerde bulunmaya ama bundan asla içememe ile cezalandırırlar. Su içmeye her kalktığında su çekilir ve sadece üzerine bastığı zemin kalır. Ayrıca başının üzerinde binbir çeşit meyve asılıdır, ama yaşlı adam bunlara elini atar atmaz yel dalları kaçırarak meyveleri ondan uzaklaştırır.

    Eski İzmir'in tarihi ve kültüründe yer alan, MÖ 8.yüzyılda yaşadığı ve Frigya kralı olduğu iddia edilen Tantalos, mitolojiye göre baştanrı Zeus ile bir insan dilber Pluto'nun çocuğudur. Kral Tantalos, Symnrna'dan Magnesia'ya (Manisa) doğru uzanan Spilios dağında Frigya halkı ile birlikte yaşar ve Batı Anadolu'ya yayılmış devletini yönetir. Baştan başa bağlık-bahçelik olan Spilos dağı aynı zamanda zengin madenlerin bulunduğu efsanevi bir yerdir. Tantalos'un daha sonra Yunanistan' a giderek Paleppones yarımadasına ismini verecek ve olimpiyat oyunlarını kuracak olan "Pelops" isimli bir oğlu ile Manisa'da ağlayan kaya haline gelecek olan Niobe isimli bir kızı olmuştur. Tanrıların sofrasına oturabilen tek insandır. Anadolu tanrıçası Kibele'ye inandığı için Hellen tanrılarını küçük gören ve onların kudretlerini sınamaya kalkan Tantalos, Oliympos tanrılarının hışmına uğrar, ona verilen ceza, Tantalos işkencesi olarak anılmıştır

    Hellen efsaneleri ilk çağlardan bu yana kadar Tantalos'un kötülüğünü yaymıştır. Onun tanrılara ait kutsal şarap ile ambrosiayı çaldığını, tanrısal sırları insanlara ilettiğini ve oğlu Pelopsu kesip şölen düzenlediğini söylemişlerdir.

    Anadolulu Homeros ise, Odysseia isimli destanında hemşehrisi tantalos'un çektiği acıları çarpıcı bir üslupla anlatmıştır.

    https://images.app.goo.gl/1ZXFB4G4htmxPDR29
  • https://youtu.be/nqP-RBcJg50
    ...
    Dinya pir dizane ku ez kole me
    Helbestên min ji ber derd û kulan e
    Bindestî û mirin yek e
    Ew barêkî giran e
    Dibêje Homeros.
    🍁
    Încî Egîd-Bibêje Homeros
    Deng-Roza Özek
  • At Yarışı, en eski ve en yaygın sporlardan biridir. İlk at yarışları, eski Türk devletlerinde yapılmıştır.

    Hititler, Asurlular, Romalılar ve Mısırlıların at yarışları düzenlediği bilinmektedir. Homeros MÖ 9. ya da 8. yüzyılda yazdığıİlyada adlı yapıtında atlı araba yarışlarından söz eder. Kuzey Afrikalı, Çinli, Pers ve Arap binicilerin de yarışlar yaptığı bilinmektedir.
    İlk düzenli yarışlar, 17. yüzyılda İngiltere Kralı II. Charles döneminde yapıldı. 1665’te Kuzey Amerika’da ilk resmi at yarışı düzenlendi. At yarışları, bugünkü uluslararası biçimini 19. yüzyıl ortalarına doğru kazanmaya başladı. Günümüzde en ünlüİngiliz engelli yarışı, Liverpool’daki Aintree koşu pistinde yapılan Büyük Ulusal Yarış’tır.
    Günümüzde at yarışları safkan ya da yarımkan atlarla yapılır. Yarışlar düz ve engelli koşu olmak üzere ikiye ayrılır. Düz koşulara en değerli yarış atları katılır ve bu yarışlar büyük ödüllü yarışlardır. Engelli koşularda yaşça daha büyük olan atlar, daha yüksek ve kalın engelleri aşmaya çalışırlar.
    Bir yarış nasıl koşulur?
    Klasik at yarışlarının yanı sıra “yaşa göre ağırlık” ya da handikap koşularında farklı yaşlarda atlar yarışır. Ama bu atlar arasındaki yaş farkının doğurduğu eşitsizlik, yaşça daha büyük olan atların, öbürlerinden daha fazla ağırlık taşımasıyla giderilir. Ayıca atların taşıyacağı ağırlık geçmişte aldıkları dereceler de göz önünde bulundurularak belirlenir. Bir atın taşıdığı ağırlık asıl olarak binici (jokey) ve eyerdir. Ama gerektiğinde eyerin altına, içinde kurşun bulunan ağırlık torbası koyulur.
    Yarış başlamadan birkaç dakika önce jokeyler atlara binip başlama noktasına giderler. Bir koşu iki türlü başlatılabilir. Birincisinde, pisti enlemesine kesen şeritlerin oluşturduğu bir başlama kapısı kullanılır. Atlar, çıkış kapısının arkasında sıralanır, hakem kaldıraçla engeli yukarıya kaldırınca yarış başlar. İkinci tür çıkışta, her at için ayrı bölme kullanılır(starting box). Binicilerin değişik durumlara göre karar verebilme yetenekleri, becerileri ve soğukkanlı olmaları yarışı büyük ölçüde etkiler. Biniciler her atın farklı bir koşma biçimi olduğunu bilirler. Bazı atlar önde dörtnala gitmekten hoşlanır ve sonuna kadar böyle koşarlar. Bazıları ise öne geçer geçmez yavaşladığından, jokeyler bu tür atları bitiş çizgisine yakın bir mesafede atağa geçirirler. Bir jokey tempoyu iyi denetleyebilmeli, atın önünü açık tutmalı ve öbür atların arasından sıyrılıp öne çıkabilmek için hızlı davranmalıdır. Bir jokey, başka bir atı sıkıştırmak, önüne geçerek onu engellemek gibi kuraldışı davranışta bulunursa, o jokeyin bindiği at kuraldışı bulunduğu atın gerisine atılır. İlk dört dereceye giren atların eyer ve ağırlık torbaları, yarış sonunda önceden saptanan ağırlıkta olup olmadığı denetlenir.
    Günümüzde at yarışları
    İngiltere’de at yarışları, 1750’de Newmarket’ta kurulan Jokey Kulübü’nce düzenlenir. Beş klasik koşudan en önemlisi, Derby (Epsom) yarışıdır. Bu yarışta 3 yaş atları 2400 m koşarlar. Atların iki tekerlekli, hafif bir aracı çektikleri yarış türü ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’da çok yaygındır. ABD’de en önemli klasik koşular, Kentucky Derby,Belmont Stakes ve Preakness Stakes yarışlarıdır.
    Fransa’da klasik koşular Jokey Kulübü Büyük Ödülü, Paris Büyük Ödülü ve Zafer Takı Büyük Ödülü yarışlarıdır. Avustralya’da en ünlü yarış Melbourne Kupa Koşusu’dur. Dünya binicilik şampiyonası ilk kez 1970’te yapılmıştır.
    At yarışlarının daha heyecanlı bir spor olmasını sağlayan etkenlerden biri de bahistir.
    Türkiye’de at yarışları
    Türkiye’de ilk at yarışının, Osmanlı Padişahı Orhan Bey’in Bursa’yı alışından sonra yapıldığı bilinmektedir. 17. yüzyılda Edirne’de ve İstanbul’daki Yıldız Köşkü bahçesinde at yarışları düzenlenmiştir. 19. yüzyılda Makriköy’de (bugün Bakırköy) Veli Efendi’nin topraklarında (bugün Veliefendi Hipodromu) ve Kâğıthane’de at yarışları yapılırdı.
    Cumhuriyet dönemindeki düzenli yarışların ilki 1924’te yapıldı. Bugün en ünlü koşu olan Gazi Koşusu 1927’de başlatıldı. Günümüzde Türkiye Jokey Kulübü bünyesinde İstanbul,Ankara, İzmir, Adana, Bursa ve Şanlıurfa gibi kentlerde yapılan yarışların yanı sıra, yine aynı kurumun bünyesinde Cumhurbaşkanlığı Kupası, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık Kupası ve Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenlenmektedir. Gazi Koşusu 1927’den beri yapılmakta olup, ülkemizde aralıksız en uzun süre yapılan spordur.
  • Homeros şöyle diyordu: "Göğsüne vurarak kalbini azarladi: Katlan kalbim, vaktiyle bundan daha kötülerine katlanmıştın.."

    Platon/ Phaidon, s.97
  • Homeros şöyle diyordu: "Göğsüne vurarak kalbini azarladi: Katlan kalbim, vaktiyle bundan daha kötülerine katlanmıştın.."
  • "Şarap içmeden şair olunmaz " diyen Homeros'a, bizden cevap İbni Farid'den şöyle geldi: " Biz sarhoş olduğumuzda daha üzüm yaratılmamıştı."
  • -"Husumette inat etmek, düşünmeyi; hafifmeşreplik ise vakarı yok eder."

    -Homeros-