"Bugün annem öldü ya da dün bilmiyorum." Şu şekilde başlayan bir kitaptan ne beklersiniz. Yani çok hoştu kitabı okurken ana karakterimizin düşüncelerini gerçekten hissedip anladım. Eksik bir şey yok ama her zaman daha iyisi olur o yüzden 10 vermiyorum.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma
İki Türk’ün ve iki Müslümanın çarpışmasını anlatan bir roman. birbirine çok benzeyen iki hükümdarın hikayesi . İktidarı için yavuz babasını , şah İsmail ise annesini öldürdü . Okurken her iki hükümdarı birbirine çok benzettim . Keşke bu iki güçlü hükümdar birbirlerine değilde Haçlı ordusuna saldırsalardı . Şiirsel bir anlatımdı . Sıkılmadan okudum . Bu kitapda taçlı karakterine yönelik aşırı güzelleme yer yer canımı sıktı. Taçlıyı kim görse aşık oluyor . Taçlı onlara yüz vermiyor . Onlarda aşk acısından taçlıya hasret ölüyor. Özellikle şah İsmail’in taçlı takıntısını anlatması sanki taçlı yüzünden öldü izlenimi vermesi şah İsmail’i zayıf karakter olarak göstermesi yönünden doğru bulmadım . Anasını öldüren şah isnailin taçlı için acı çekeceğini hiç ihtimal vermedim . Saçma geldi . Hele yavuzun şah artığı dediği taçlıyı koruduğunu hatta aşık olduğunun belirtilmesi saçmanın daniskası. 8 yıllık hükümdarlık hayatında at sırtından inmeyen bir adam için bunun denmesi komikti . Kitapta aşırı aşk , takıntı , platonik aşk , aşk aşk … baskın olarak anlatımını pek sevmedim onun dışında güzeldi hoştu
Ah serinin 10. Kitabı Daniyle başladı öyle de bitti yazar kitabın sonunda anlamsızca diğer kitaplara ait olan ama yayınlamadığı kesitleri kitabın sonuna koymuş bence çok saçma olmuş her neyse. Dani'nin daha doğrusu tüm kitaplarda bu var mac'ın uzun uzun sayfalarca iç seslerini okumak aşırı sıkıcı bir olaya girerken 50 100 sayfa iç seslerini okuyoruz sonra 2 sayfa olay oluyor tekrar iç seslerini oluyorum bu yönden aşırı sıkıcı geliyor bana. Bu kitapta da Dani'nin iç sesini sayfalarca okuduk. Kitap sonuna doğru saçma sapan bir şekilde "yapıyorum ediyorum gidiyorum" şeklinde çeviri atılmış. Galiba sonlara doğru çeviriyi çevirmenin kuzeni falan devralmış aşırı sinir bozucuydu gerçekten. Kitap genel anlamda sıkıcıydı dediğim gibi iç ses uzun uzun anlatımlar 1 2 olay dışında heyecanlı birşeyler olmadı bomboşdu yani shaz konusunu sevdim sırf o yüzden puanım yukarda bu olay dışında 4 veya 5likti. Dani'nin büyümüş hali gerçekten hoştu eski ergen tavırları yoktu baya olgunlaşmış sevdim yani. Şimdi sıkıcı Macın son maceralarını da okuyup nihayet seriye veda edeceğim çok şükür.
Yüksek GerilimKaren Marie Moning · Artemis Yayınları · 2019104 okunma
Evdeki hesabın çarşıya uymaması her zaman kötü mü sonuçlanır? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-1 isimli kitabını okurken sürekli bu atasözü aklıma geldi çünkü olaylar erkek evlat edinmek istenirken gelen bir kız çocuğu ekseninde gelişmekte. Eser; Matthew ve Marilla Cuthbert kardeşlerin ev vs işlerinde yardımcı olması için bir erkek evlat edinmek isterlerken evlat olarak gelen bir kız çocuğunu ve devamındaki olayları ele almakta.
Kitabı yaklaşık iki hafta önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir.
Daha çok gençler ve genç yetişkinlere hitap edecek şekilde yazılan roman; 8 kitaplık bir seri. İncelemeye konu olan bu ilk kitapta evlat edinilen Anne Shirley'in evlat edinildiği sıra olduğu 11 yaş ve 16 yaş aralığındaki olayları ele almakta. Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım. Olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü.
Romanı okurken birçok duyguyu, düşünceyi hissedip deneyimledim. Yani anlatılanların okura hitap etmesi geçmesi çok güzeldi. Hissettiğim, deneyimlediğim temalara kitaptan örnekler verecek olursam:
1) Marilla ve Matthew'in erkek çocuk yerine yanlışlıkla bir kız çocuğu evlat edinmesinde hem Anne'in hem de Marilla&Matthew kardeşlerin yaşadığı hayal kırıklığını hissettim.
2) Anne ve Diana'nın tanışması ve arada sımsıkı bir dostluk bağının oluşması bana çocukluk arkadaşlığı gibi saf, temiz bir değeri tebessümle yad etmemi sağladı.
3) Anne'nin Diana'ya meşrubat ikram edecekken yanlışlıkla şarap ikram etmesi bazen hayatta hiç istemeden olsa da
Öncelikle ne kadar salak olduğuma değinmek istiyorum.Bu kitap normalde novella ve ben bunu gayet iyi biliyordum.İçinde iki hikaye var bunun.Her neyse şimdi ben de kutulu set vardı ve kutulu sette bu kitabı üçüncü kitap olarak koymuşlar.Ben herhalde 2,5 gibi bir şeydir diye bunu okumaya başladım.İlk hikayeyi okudum bitirdim.İkinci hikayeye geçtim ve bir anda dedim ki bu işte bir tuhaflık var.Koşa koşa yağmurun hesaba gittim tabi.Onun bu seri hakkında bir videosu vardı.İzlemeye başladım,bir baktım bu kitap en son okunacakmış.Görmeniz lazım evde küfürler uçuşuyor.(küfürden nefret ederim)Kriz geçirdim evde yani bu ne biçim aptallık?!?Şimdi bu yüzden bu iki hikaye arasında benim için bir ay mı ne var!Artık incelemeye geçebilirim sanırım anlattığıma göre.İki hikayeyi de ayrı ayrı anlatıcam.
Kraliçe'nin Şarkısı
Bu hikaye Cal'in annesi Coriane'i anlatıyor.Coriane Jacos Hanesi'nin vârisi.Ayrıca Julian ile de kardeş.Kendisinin çok trajik bir hikayesi var ve yavaş yavaş aklını kaybeden bir karakter.Aslında bildiğiniz gibi bunun sebebi kendisi değil Elara'ydı.Bu spoiler değil bu arada.
Bu hikayede de işte bizim kızımızın kraliçedenemesinde Elara ile tanışmasından ölümüne kadar olan süre işlenmiş.Ayrıca Savaş Fırtınası nda geçen günlüğü de bu hikaye ile okuma şansı elde ediyorsunuz.
Açıkçası ben bu hikayeyi çok sevdim.Zaten Coriane dehşet merak ettiğim bir karakterdi seri boyunca.Günlüğünü okumak da çok mükemmel bir şeydi.Yani gerçekten de bir kadının delirişine şahit oldum.Bir de Julian'ın içi bomboş bir kitap hediye etmesi.Gerçekten harikaydı.Zaten bu kitap Coriane'in günlüğü oluyor.Altıncı Tiberias da çok harika adammış.(Hepsinin ismi Tiberias olmasa keşke)Düşünceli bir insan olmasını da çok sevdim.Yani Coriane'iyi düşünmesi çok hoştu.
Coriane'nin delirdiği biraz daha iyi
Yani netflixte denk gelinmesi mümkün klişeler içeren tipik bi amerikan kurgusuydu. Karaktetleri sevdim, eğlenerek okudum. Hoştu. Devami varmış elime gecerse okumak isterim.