Sözcükler engin bir güce sahiptir: Kelimeler, ıstırabın girdabına kapılmış, duygulanımlarına ve gerek bedensel acı gerekse de ruh acısı olan acılarına ses vermeye inanılmaz derecede ihtiyaç duyan hastalara yardımcı olabilir, yol gösterebilir, onların yüreklerine umut ya da umutsuzluk serpebilir.
Sözcükler: Soğuk ve sönük, acımasız ve taşlaşmış, aşkınlıktan yoksun ve içkinliğe dalmış ya da hafif ve derin, ışık saçan ve ölçülü, narin ve umuda açık, kırılgan ve ufalanır, karşılaşma ve diyaloga, ruh hali değişimlerine ve durumlara açık olan sözcükler, her birimizin hayatıyla ama özellikle de psikiyatriyle ilişki içindedir.
Bazen her şeyi sırf o görsün diye yaparız. O görsün diye uyanır, o görsün diye mavi gömleğimizi giyer, o görsün diye saçımızı soldan sağa yatırırız ama o çevirir güzel başını, başka yöne bakar. Olsun, belki yanlışlıkla da olsa gözü takılıverir deyip uğraşmaya devam eder, o bize bakmasa da biz onun baktığı yerde durmaya çalışırız. Misal, inan olsun benim zerrece umudum yok. Kapıdan kovulmaya giden dilenci gibiyim. Gene de gidiyorum işte. Durulamıyor ki.
Kalbim hiç kimseye çarpmadı diyemem.
Çarpmak, kanadı yolunmuş kuşlar gibi her şeye rağmen çarpmak istediği oldu. Biri beni sevsin, sarsın, öyle sıkı sarsın ki hemde, kırılan parçaları kırıldıkları yerden kaynatsın diye heveslendiği de. Fakat bu muradı ve muradın boynu bükük kalacağını hissedince, tutup kuşun boynunu ellerimle kopardım. Paramparça olup oramı buramı kesecek ümitlerle zehirlenmektense,bütün güzel ihtimalleri ölü doğurmakta karar kıldım.