Sena

Karıncayı emirsiz, arıyı ya'subsuz bırakmayan kudret-i ezeliye; elbette beşeri nebisiz bırakmaz.
Reklam
Acımak… Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir… Fikrimce yalnız doğruluk hastalığı, bir hak ve hakikat meselesi etrafında toplanmak kabiliyeti, bir cemiyeti mesut etmeye kâfi gelemez… Bunun için acımak, birbirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lâzım!
Edebiyat
Özgür olmak bize insanlığımızı temin eden iç özelliklerimizi, halis, katışıksız, arı vasıflarımızı baskılardan kurtarmak demektir. Ancak onların hangi baskılar altın­da olduğunu  anlamak için önce neler olduklarını tanıma­mız gerekir. İşte Kur'an ve Sünnet bize ne olduğumuzun bilgisini vermesi bakımından özgürlüğümüze engel değil, tam tersine özgürlügümüzün mümkün olduğunu anlatan kaynaklardır.
Özgürlük kelimesi bize "ÖZ" ün "GÜR" lüğünden sözediyor. İnsanlar sözkonusu olduğunda öz dediğimiz zaman, o insanın kendini, zatını anlarız. İnsanlardan gayrı nesneler için asıl, esas anlamına gelir "öz". Halis olana, cevhere öz deriz. İnsanlar arasında en makbul karakteri "özü sözü bir" olmak sayarız. Bir şeyin gür olması demek, onunla bollukla ve güçlü olarak çıkıp fışkırması demektir. Yani özgürlük insan olarak aslımızda, bizim halis cevherimizde, fıtratımızda bulunan şeyin fışkırması, serpilip hayat bulmasıdır.
İslamın yeni bir düşünme yolu olduğunu anlayabilmek özgür olmaya dayalıdır. İslam özgür olmanın bilgisidir. Halbuki kişilikleri silmek ve bir yorumla sistemleştirilmiş bir yapıda gerçeği mutlaklaştırmak yalnızca kulun kula kulluğunu getirir ki bu da İslam'ı kundaklamaktan başka bir şey olmaz.
Reklam