Bu bir çeşit cezadır belki de, Dante'nin Cehennem'indeki aşıkların cezalandırılmasına benzer, mutluluğun nasıl bir his olduğunu anımsama cezası. Gel gör ki oradaki aşıklar şanslıydı, mutluluğu tek başlarına değil, birlikte anımsayabiliyorlardı en azından.
... denizciler kuru fırtına derler, ne yağmur yağar, ne şimşek çakar, ama yine de gözle görülmez, elle tutulmaz rüzgarlar gemiyi batırır, sonra da herkes bunu kim yaptı diye sorar - işte, bir temeli olsun olmasın bazı söylentiler de böyledir.
Kadınlar Ülkesi, ithaki bilimkurgu klasikleri arasında okuduğum 17. kitap oldu ve basitçe ifade edecek olursam şu ana kadar seride sonunu getirmekte gerçekten zorlandığım tek kitap oldu diyebilirim. Yarım bırakmamak için kendimle bayağı mücadele ettim. Bunun sebeplerine değinmeden önce yazar ve kitabı hakkında birkaç bilgiye yer vereceğim.
Yazar Charlotte Perkins Gilman(1860-1935) önde gelen bir feminist olarak, yaşamı boyunca kadınlara uygulanan adaletsizlikleri eleştirmiş ve kadınların oy hakkını savunmuş. Kendisi feminist bilinçle yazan ilk Amerikalı feminist yazar olarak kabul edilmekteymiş. Hayatı oldukça çalkantılı geçen yazar, hayatını "isteksiz bir eş ve anne olarak yaşamakla, hevesli bir yazar olmak arasında geçirdiğini" düşünmekteymiş. Depresyon yaşayan ve boderline hastalığı eşiğine gelen yazar, eşinin 1934'te ölümünden sonra kendisine de göğüs kanseri teşhisi konulması sonrası intihar etmiş.
Charlotte Perkins Gilman'ın Kadınlar Ülkesi isimli kitabına gelecek olursak, 1915 yılında kaleme alınmış eseri bundan 100 yıl önce okuyor olsaydık, sıradışı konusu, zamanına göre öncü ve radikal görüşleri sebebiyle beğeniyor, hatta bayağı etkileniyor olabilirdik. Şimdi ise ancak döneminin ilklerinden olması sebebiyle saygıyı hak ediyor diyebilirim.
Kitap, dünya üzerinde hala yeni yerler keşfetme hevesinin devam ettiği bir çağda, üç amerikalı maceraperest gencin öğrendikleri "sadece kadınların yaşadığı bir ülke" söylentisini araştırmak için yola çıkmaları, uçakları ile bir şekilde bu ülkeye ulaşmaları ile başlıyor. Ancak gençler akıllarından geçenden daha farklı bir tablo ile, o esnada dünyada bulunan tüm ataerkil toplumlardan farklı olarak, bu toplumların sıkıntılı pek çok durumunu aşmış daha medeni bir ülke ile karşılaşıyorlar. Sadece kadınların yaşadığı bir ülke