(Papaz nutkunu çekmiştir) Sanki yirmi kez yinelenmiş bir dersi ezberinden okur gibi, öğrenile öğrenile belekten silinip gitmiş bir ders. Gözde ne bir fer, seste ne bir iniş çıkış, eller hareketsiz. Alt tarafı hapishane papazı. Geçim kaynağı. "Ölmek üzere olan biri var, gelip avutman gerek," deseler; "ellerini bağladıklarında, saçlarını kestiklerinde yanında olman gerekiyor, idam sehpasına giderken, cellatı görmesin diye koca istavrozunu yol boyunca yüzünün önünde tutacaksın, Greve'e kadar arabada onunla beraber inip kalkacaksın, kana susamış o korkunç kalabalık arasından birlikte geçeceksin; sehpanın önünde ona sarılıp öpeceksin, kafası kopuncaya kadar başında bekleyeceksin," deseler. Ben yüreğim paldır küldür, baştan aşağı tir tir titrerken, ona sarılacak dizlerine kapanacağım; o ağlayacak ben ağlayacağım, o belagatini kulanarak güzel sözler söyleyecek, ben avutulmuş olacağım, kabaran yüreğim onun yüreğinde sönecek, o benim ruhumu alacak, ben onun Tanrısını.Kuzum, ne ifade ediyor bana bu ihtiyarcık? Zavallılardan biri, görmüş olduğu sayısız gölgelerden; idamlar hanesine bir isim daha.
Zindandayım, orama burama zincirler vurulmuş, zihnim de idam düşüncesinin mahpusu. Artık tek bir kaygım var, tek bir inancım, emin olduğum tek bir şey! İdam hükmü giymiş olmam.
İdam kararları, ne de olsa, hep gece yarıları, titrek ışıklar altında, yağmurlu soğuk kış geceleri, kasvetli ve karanlık mahkeme salonlarında açıklanmaz mı? Bir Ağustos ayı, sabahleyin saat sekizde, böyle güzel bir günde, böyle efendi jüri üyeleri huzurunda... Olacak şey mi!
Oldu bitiye getirilen bir ölüm kararında , o ağır işleyen, birbirini izleyen işkenceli evreler üzerinde kafa yorduklarını sanmıyorum bu zavallıların.Ortadan kaldırmak üzere oldukları insanın bir aklı olduğu, hayata güvenmiş, inanan bir akla sahip, ölüme hazır olmayan bir ruhu bulunduğu, o dokunaklı düşünce üzerinde fikir yürütmüş olmaları vaki midir? Ne gezer! Bütün bu sürecin üçgen bir bıçağın düşmesinden ibaret olduğunu, mahkum konusuna gelince de, onun için artık ne geçmiş ne de geleceğin söz konusu olmadığını düşünüyorlardır.
...zihinlerini bir an bir zihnin neler çektiği üzerinde odaklarlar; belli ki bundan habersiz şimdi.Bedene hemen hemen hiç acı çektirmedikleri için böbürlenirler.Hey Tanrım! Tüm mesele bu ha! Ruhun azabı yanında bedenin acısının sözü mü olur?